Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/4558 E. 2010/9458 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4558
KARAR NO : 2010/9458
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, irtifak kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dosyadaki bilgi ve belgelerden, özellikle mahkeme kararından sonra dosya içerisine getirilen mirasçılık belgesinden tapu maliki ve davalı …’nün dava açılmadan önce 02.02.1943 tarihinde ölmüş olduğu anlaşılmıştır.
2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca, idare tarafından bu yasa hükümlerine göre tespit olunan malike karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın tapu malikinin daha önce ya da yargılama sırasında öldüğü saptandığında mirasçılarının dahil edilmesi suretiyle davaya devam edileceği belirtilmiştir. Yasanın bu hükmü uyarınca davalı …’nün mirasçılarından … oğlu …, …, …, …, … oğlu …’in yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması,
2-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının g bendi uyarınca arsa niteliğindeki taşınmaz malın değeri, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanır. Emsalin sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte olması gerekir. Örneğin, benzer yüzölçümlerde, bitişik ya da yakın adalarda bulunmak, aynı imar müsaadesine sahip olmak, fiyatlarda en azından yaklaşık değerde olmak gibi nitelikler “emsal”in seçilmesine esas alınması gereken unsurlardandır. Dava konusu taşınmaz bilirkişi raporlarındaki tespitlere

göre 8392 m² alanlı, şehir merkezine emsale göre daha uzak mesafede, çevresinde yazlık sayfiye alanları bulunan bir konumda olmasına karşın, emsal olarak değerlendirilmeye alınan taşınmaz, şehir merkezinde, iş ve ticari hareketliliği olan yerde, dava konusu taşınmaza göre küçük yüzölçümlü ve satış bedellerinin endekslenerek değerlendirme tarihine getirilmeleri sonucu bulunan m² değeri 3.990.714.469 TL olup dava konusu taşınmazdan yaklaşık 234 kat daha değerlidir. Dava konusu taşınmaz ile bu denli özellik ve değer farkı bulunan taşınmazın uygun emsal olduğu kabul edilemez. …gibi gelişmiş bir şehirde dava konusu taşınmaza daha çok benzer özellikte ve konumda taşınmazların bulunmadığı da söylenemez.
Bu nedenle, resen araştırma yapılarak dava konusu taşınmaza emsal olabilecek taşınmazlar tespit edilerek, içlerinden seçilecek olanların satışlarına ait tapu kayıtları dosyaya getirtilip bunlara göre değerlendirme yapılması gerekirken, yanıltıcı olma olasılığı yüksek olan çok yüksek değerli, farklı konum ve yüzölçümündeki taşınmazın emsal alınması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.