YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4876
KARAR NO : 2010/8915
KARAR TARİHİ : 14.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde davalı vakfın dağıldığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; uzun zamandır faaliyette bulunmayan davalı vakfın amacının gerçekleşmesi de imkansız hale geldiğinden vakfın dağıldığının tespiti ile malvarlığının mahkemece belirlenecek bir vakfa veya kuruma devrine karar verilmesini, davalı ise vakfın faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesinde, vakfın gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu belirtilmiş, 116. maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulmalarında, vakfın mal varlığının amacın gerçekleşmesini olanaksız kılacak şekilde azalmış olması, vakfın dağılmış sayılması için yeterli neden kabul edilmekte ise de, yetersizliğin araştırılıp belgeleriyle kanıtlanmış olması aranmaktadır. Bu bakımdan Yargıtay’ın denetimine olanak sağlayacak şekilde, vakfa ait faaliyet raporları, bilançolar ve ilgili diğer belgeler getirtilip, vakfın faaliyetlerinin amaçlarını gerçekleştirmek için yeterli bulunup bulunmadığı ve ayrıca amacın gerçekleşmesi için yeterli mal varlığına (bina, araç, gereç ve arazi) sahip olup olmadığı da araştırılarak bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırtılıp, oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.