YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7932
KARAR NO : 2010/14441
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, fazlası saklı kalmak kaydıyla 2.150.000 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilleri tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve davacı tarafın duruşma istemi dosyaya pul konulmaması nedeniyle reddedildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, … İli … Mahallesi’nde bulunan 170 ada 104 parsel sayılı taşınmazın (davacıların murisine ait iken kamulaştırılan 170 ada 71 parsel nolu ve 15.730 m²’lik bölümü de kapsar şekilde) davalı İdare tarafından ihtiyacı nedeniyle 17.07.1974 tarihinde kamulaştırıldığını, 11.02.1976 tarihinde davalı … adına tapuda tescil edildiğini, davalının söz konusu taşınmazı bir süre kullandıktan sonra (tevhid ve ifraz işlemleri yapıp) ihtiyacı kalmadığından 17.04.2008 tarihinde dava dışı ACT 4 A.Ş.’ye sattığını, davalı …’nin Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi gereğince 71 nolu parselin kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisine lüzum kalmadığını muris … mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Yasası’na göre duyurması gerekirken bunu yapmadığını, dava konusu parselin ihaleyle satılarak mülkiyetinin el değiştirdiğini ve Kamulaştırma Yasası’nın 22/1. maddesine göre malik veya mirasçılara geri verilmesi olanağının kaldırıldığını, mirasçılar açısından mülkiyet hakkının bedele dönüştüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.150.000 TL.nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesinin uygulanabilmesi için İdarenin kamulaştırdığı taşınmaz malları kamulaştırma kararında belirtilen kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis etmemesi gerektiği, dava konusu taşınmazın amaca uygun olarak üzerinde sebze hali inşa edilerek 1976 yılından 2008 yılına kadar 32 yıl hal binası olarak kullanıldığı, halin şehir içinde kalmasından dolayı şehir dışında yeni hal yapılarak taşınması nedeniyle eski hal yerinin satıldığı, bu durumda yasada belirtilen koşullar oluşmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 2942 sayılı Yasanın 22. maddesine göre İdarenin davacılara geri alım hakkını kullandırmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı …’nın yukarıda yazılı mahalledeki 104 parsel sayılı (öncesi kısmen 15.730 m² alanlı 170 ada 71 parsel) 34.089,51 m² yüzölçümlü taşınmaz, sebze hali yapılmak üzere anılan Yasanın 7. ve 8. maddeleri uyarınca 17.07.1974 tarihinde kamulaştırılmış, 11.02.1976 tarihinde de tapuda tescil işlemi gerçekleştirilmiştir. 170 ada 24 parsel ve 170 ada 71 parsel nolu taşınmazlarda yapılan ifraz ve tevhid uygulamaları sonucu oluşan 170 ada 104 nolu parsele ihtiyaç kalmadığından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre satılması konusunda 07.01.2008 tarihli Belediye Meclisince karar alındığı halde Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi uyarınca davacı tarafa herhangi bir duyuruda bulunulmamıştır. Daha sonra dava konusu taşınmaz 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun biçimde 17.04.2008 günü 52.500.000 TL bedelle ACT 4 Anonim Şirketi’ne satılmıştır. Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi, kamulaştırmanın ve bedelin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumunun kalmaması halinde keyfiyetin İdarece mal sahibi ve mirasçılarına duyurulacağını belirtmiş olup, kamulaştırılan taşınmazın amacına uygun kullanılmasından sonra ihtiyaç kalmaması halinde bu maddenin uygulanmayacağı yolunda bir düzenleme getirmemiştir. Buna göre taşınmazın İdare tarafından kamulaştırılması ve bu kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden sonra ister bir süre amaca uygun kullanılsın isterse hiç kullanmasın ihtiyaç kalmadığının anlaşılması halinde Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi gereğince taşınmaz mal maliki veya mirasçılarına keyfiyetin duyurulması gerekmektedir. O halde davacı taraf, satış bedelinden kendi murislerine ait iken kamulaştırılan 15.730 m² kısma isabet eden bedelle sınırlı olarak İdareden bir talep hakkına sahiptir. Taşınmaz, İhale Yasası hükümlerine göre satıldığına ve ihale de iptal edilmediğine göre muvazaadan da bahsedilemez. Bu nedenle taşınmazın mülkiyeti bedele dönüşmüştür. Kamulaştırma, yasaya uygun şekilde gerçekleştirilen bir işlem olduğuna göre taşınmazın son satışından sonra alınan bedelin kamulaştırma sebebiyle mal sahibine ödenen bedelden daha fazla olup olmadığının incelenmesi gerekir. Diğer bir anlatımla kamulaştırma nedeniyle taşınmazın bedeli kendisine ödendiğine göre aradan geçen zaman içinde taşınmazda bu bedele nazaran yeni bir değer artışı (geçen süre içinde taşınmazın niteliğinin değişip değişmediği “arazi-arsa”araştırılarak her iki niteliğine göre değeri belirlenmelidir) meydana gelip gelmediği incelenmeli, fark varsa bu fark ilgiliye ödenmelidir. Bunun tespiti taşınmazın üçüncü şahsa satış bedeliyle mal sahibinin kendisine daha önce ödenen kamulaştırma bedelinin dava tarihine endekslenmesiyle bulunacak miktarın saptanıp karşılaştırılması ile mümkündür. Yasal faiz uygulamak suretiyle bedel tespiti yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kamulaştırma nedeniyle mal sahibine verilen bedele (bedel artırım davası açılması halinde artırılmasına hükmedilen miktar da dikkate alınarak) ödeme gününden itibaren; aynı şekilde taşınmazın üçüncü şahsa devri sonucu alınan bedele de bu tarihten itibaren dava gününe kadar Türkiye İstatistik Kurumu fiyat artış endeksleri uygulanmak suretiyle ulaştıkları miktarlar saptanıp, bu iki bedel arasında davacı aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı taktirde de davanın reddine karar vermek gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.