YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8288
KARAR NO : 2010/14440
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırılan taşınmazın Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi gereğince davalı şirket adına kayıtlı tapusunun iptali ve davacılar adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde fazlası saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL tazminatın ihale tarihinden itibaren işleyecek faiz ve masraflarla birlikte davalı …’den tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı şirket yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı … yönünden ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, … İli Uçbağlar Mahallesi’nde bulunan 170 ada 104 parsel sayılı taşınmazın (davacıların murisine ait iken kamulaştırılan 170 ada 71 parsel nolu ve 15.730 m²’lik bölümü de kapsar şekilde) davalı İdare tarafından ihtiyacı nedeniyle 17.07.1974 tarihinde kamulaştırıldığını, 11.02.1976 tarihinde davalı … adına tapuda tescil edildiğini, davalının söz konusu taşınmazı bir süre kullandıktan sonra (tevhid ve ifraz işlemleri yapıp) ihtiyacı kalmadığından 17.04.2008 tarihinde diğer davalıya sattığını ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı tapunun iptali ile davacılar adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her bir davacı için 5.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL tazminatın ihale tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’den alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, 03.12.2009 günlü duruşmada ise tapu iptali ve tescil talebinden vazgeçtiğini belirterek, davalı … yönünden tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesinin uygulanabilmesi için İdarenin kamulaştırdığı taşınmaz malları kamulaştırma kararında belirtilen kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis etmemesi gerektiği, dava konusu taşınmazın amaca uygun olarak üzerinde sebze hali inşa edilerek 1976 yılından 2008 yılına kadar 32 yıl hal binası olarak kullanıldığı, halin şehir içinde kalmasından dolayı Şehir dışında yeni hal yapılarak taşınması nedeniyle eski hal yerinin satıldığı, bu durumda yasada belirtilen koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davalı … hakkında açılan davanın ispatlanamadığından, diğer davalı hakkındaki davanın da feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dava, 2942 sayılı Yasanın 22. maddesine göre İdarenin davacılara geri alım hakkını kullandırmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı …’nca Uçbağlar Mahallesi’nde 104 parsel sayılı (öncesi kısmen 170 ada 71 parsel olup 15.730 m²’dir) 34.089,51 m² yüzölçümlü taşınmaz, sebze hali yapılmak üzere anılan Yasanın 7. ve 8. maddeleri uyarınca 17.07.1974 tarihinde kamulaştırılmış, 11.02.1976 tarihinde de tapuda tescil işlemi gerçekleştirilmiştir. 170 ada 24 parsel ve 170 ada 71 parsel nolu taşınmazlarda yapılan ifraz ve tevhid uygulamaları sonucu oluşan 170 ada 104 nolu parsele ihtiyaç kalmadığından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre satılması konusunda 07.01.2008 tarihli Belediye Meclisince karar alındığı halde, Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi uyarınca davacı tarafa herhangi bir duyuruda bulunulmamıştır. Daha sonra dava konusu taşınmaz 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun biçimde 17.04.2008 günü 52.500.000 TL bedelle ACT 4 Anonim Şirketi’ne satılmıştır. Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi, kamulaştırmanın ve bedelin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumunun kalmaması halinde keyfiyetin İdarece mal sahibi ve mirasçılarına duyurulacağını belirtmiş olup, kamulaştırılan taşınmazın amacına uygun kullanılmasından sonra ihtiyaç kalmaması halinde bu maddenin uygulanmayacağı yolunda bir düzenleme getirmemiştir. Buna göre taşınmazın İdare tarafından kamulaştırılması ve bu kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden sonra ister bir süre amaca uygun kullanılsın isterse hiç kullanmasın ihtiyaç kalmadığının anlaşılması halinde Kamulaştırma Yasası’nın 22. maddesi gereğince taşınmaz mal maliki veya mirasçılarına keyfiyetin duyurulması gerekmektedir. O halde davacı taraf, ancak bu bedelden kendi murislerinden kamulaştırılan 15.730 m² kısma isabet eden bedelle sınırlı olarak İdareden bir talep hakkına sahiptir. Taşınmaz, İhale Yasası hükümlerine göre satıldığına ve ihale de iptal edilmediğine göre muvazaadan da bahsedilemez. Bu nedenle taşınmazın mülkiyeti bedele dönüşmüştür. Kamulaştırma, yasaya uygun şekilde gerçekleştirilen bir işlem olduğuna göre taşınmazın son satışından sonra alınan bedelin kamulaştırma sebebiyle mal sahibine ödenen bedelden daha fazla olup olmadığının incelenmesi gerekir. Diğer bir anlatımla kamulaştırma nedeniyle taşınmazın bedeli kendisine ödendiğine göre aradan geçen zaman içinde taşınmazda bu bedele nazaran yeni bir değer artışı (geçen süre içinde taşınmazın niteliğinin değişip değişmediği “arazi-arsa” araştırılarak her iki niteliğine göre değeri belirlenmelidir) meydana gelip gelmediği incelenmeli, fark varsa bu fark ilgiliye ödenmelidir. Bunun tespiti taşınmazın üçüncü şahsa satış bedeliyle mal sahibinin kendisine daha önce ödenen kamulaştırma bedelinin dava tarihine endekslenmesiyle bulunacak miktarın saptanıp karşılaştırılması ile mümkündür. Yasal faiz uygulamak suretiyle bedel tespiti yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kamulaştırma nedeniyle mal sahibine verilen bedele (bedel arttırım davası açılması halinde arttırılmasına hükmedilen miktar da dikkate alınarak) ödeme gününden itibaren; aynı şekilde taşınmazın üçüncü şahsa devri sonucu alınan bedele de bu tarihten itibaren dava gününe kadar Türkiye İstatistik Kurumu fiyat artış endeksleri uygulanmak suretiyle ulaştıkları miktarlar saptanıp, bu iki bedel arasında davacı aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı taktirde de davanın reddine karar vermek gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.