YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8676
KARAR NO : 2010/12999
KARAR TARİHİ : 12.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı dava dilekçesinde, … adlı kızı olmadığını ileri sürerek nüfus kütüğündeki kaydının iptalini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, kendi ve eşinin … adında müşterek kız çocuğu olmadığı halde her nasılsa bu isimde bir şahsın müşterek çocukları olarak nüfus kütüğüne yazıldığını ileri sürerek, adı geçenin nüfus kaydının iptalini istemiş, mahkemece …’nin 25.01.1970 tarihinde davacı ile eşinin müşterek beyanlarına ve imzaladıkları tutanağa göre nüfusa kayıt edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; … İli, … İlçesi, … Mahallesi, Hane:10, Cilt:89’da nüfusa kayıtlı bulunan davacı … ile eşi …’ın nüfus kütüğündeki sayfasında 02.02.1964 doğumlu 25.02.1970 tescil tarihli … T.C.kimlik numaralı bekar ve sağ … adında kız çocuklarının kayıtlı bulunduğu, öte yandan 23.01.1970 tarihinde düzenlenmiş ilmühaberde …’ın 02.02.1964 doğumlu ve çocukları olarak beyan edildiği, ilmühaberin davacı … ile eşi … (…) tarafından imzalandığı, zabıta tarafından yapılan araştırma sonucu düzenlenen 08.03.2010 günlü tutanakta da davacının … isminde bir çocuğunun olmadığının beyan edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, nüfus kütüğünde gerçek olmayan kaydın iptali istemine ilişkindir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasına göre açılan bu tür kayıt iptali davaları özellikleri itibariyle kamu düzenine ilişkin bulunmaktadır. Hakim bu durumu gözeterek doğru sicili oluşturmak mecburiyetindedir. Mahkemece davacının tanıkları da dinlenerek dava konusu iddianın aslının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer verilmeksizin araştırılarak davacının … isminde bir çocuğunun dünyaya gelip gelmediğinin, dünyaya geldikten sonra ölüp ölmediğinin, halen yaşayıp yaşamadığının belirlenmesinden sonra toplanacak deliller doğrultusunda karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik araştırma ve yetersiz inceleme sonucu davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.