Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/9352 E. 2010/13870 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9352
KARAR NO : 2010/13870
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dairemizin 07.04.2009 günlü bozma ilamında 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulunun, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporunda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmesi, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise; özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde (sulu-kuru, arazi-kapama bahçe) getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğü verilerinin esas alınması gerektiği, buna göre de taşınmazın arazi yada zeytinlik olup olmadığı belirlenmeden ve münavebeye alınan ürünlerin verileri getirilmeden hüküm kurulmasının doğru olmayacağı belirtilmiş; mahkemece de, taşınmazın sulu ya da kuru arazi olup olmadığının tespit edilmesi, münavebeye alınan ürünlerin sulu-kuru şartlardaki verileri ile bir dekarda verimli olarak yetişebilecek sayı ve yaştaki zeytin ağacının ne kadar olacağının ve zeytin verilerinin İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulması, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin
ağaçlarının sayılarının belirlenmesi, kapama zeytinlik yapmaya yeterli yaş ve nitelikteki ağaçların kapladığı alan kapama zeytinlik, varsa artan kısım açık tarım arazisi olarak değerlendirilmesi; zeytin ağacı yoksa ya da sayısı ve yaşı itibariyle kapama nitelik verecek durumda değil ise taşınmazların tamamı, tarım arazisi olarak değerlendirilmeli, ağaçların veya fidanların maktu değeri taşınmazın tamamının değerine eklenmeli ve bulunan bu değerden ise irtifak nedeniyle taşınmazın tamamında oluşacak değer kaybı tespit edilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, gereği yerine getirilmeyerek salt ikinci bilirkişi kurulunun bozmada belirtilen hususları incelemeden bozma öncesi düzenledikleri raporu tekrar eden ek raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.