Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/10880 E. 2011/11982 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10880
KARAR NO : 2011/11982
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

A-Davalı vekilinin temyizi yönünden;
Mahkeme kararı davalı vekiline 18.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi 05.09.2011 tarihinde mahkeme kalemindeki temyiz defterine kaydedilmiş ve bu tarihte harç alınmıştır.
Kamulaştırma Yasasının 37. maddesine göre bu yasadan doğan davalarda basit yargılama usulü uygulanır ve adli ara vermede de bakılır. HUMK.’nun 176. maddesinin 11. bendi kapsamında olan bu davalara ilişkin kararların tebliğinde ve sürelerin hesabında 177.madde uygulanamayacağı cihetle, süresi içinde verilmeyen temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine,
B-Davacı vekilinin temyizi yönünden;
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi kurulu raporu hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Taşınmazın arsa niteliğinde kabulüne dayanak yapılan dosya içerisindeki belediye başkanlığı yazılarında dava konusu taşınmazın belediye sınırları içinde olduğu, belediye hizmetlerinden yararlandığı bildirilmiş ise de, taşınmazın çevresinin meskûn olup olmadığı konusunda bilgiye yer verilmemiş, fen bilirkişisi taşınmazın belde merkezine 1 km. uzaklıkta olduğunu tespit etmiş, dosyaya taşınmazın tüm çevresinin tarım arazileriyle çevrili olduğunu gösteren fotoğraflar ibraz edilmiş, mahkemece belediyenin yeterli bilgiyi içermeyen yazısı ve bilirkişi kurulunun soyut beyanları esas alınarak taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilmiştir.
Oysa ki; Bakanlar Kurulu’nun Yargıtay’ca kısmen benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan bir taşınmazın arsa niteliğinde kabulü için, uygulamalı (genelde 1/1000 ölçekli) imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış yerlerde bulunması esastır. Aynı karara göre, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskûn olduğu veya meskûn hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskûn yerler arasında yer alması gerekir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararına göre ise nazım imar planı içinde bulunan ancak belediye hizmetlerinden yararlanmayan ve meskûn yerler arasında olmayan bir taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, sınırları ve mücavir alan içinde yer aldığı belediyenin nüfus ve yapılaşma yoğunluğu, genişleme hızı, taşınmazın altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar belediye başkanlığından ve diğer ilgili mercilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazların arsa niteliğinde olup olmadığı yeterince tespit edilmeden arsa olarak değerlendiren rapora göre hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 1.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir.
Tüm araştırmalara karşın kamulaştırılan taşınmazın bulunduğu il veya ilçede uygun emsal bulunamaması halinde, benzer sosyo-ekonomik özellikte olması kaydıyla, emsalin civar il ve ilçelerde yer alan taşınmazlar arasından seçilebileceği Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarından olmakla birlikte, Silifke gibi gelişmiş ve taşınmaz alım satımının çok olduğu bir ilçede uygun emsal bulunamayacağı kabul edilemeyeceğinden bilirkişi kurulunun raporunda emsalin komşu ilçe olan Gülnar’dan seçilmiş olması ve buna göre değerlendirme yapılması,
3-Emsal taşınmaza ait tapu kayıt örneğinin dosyaya getirtilip raporun denetlenmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
4-Kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydında mevcut olan haciz şerhlerinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılması gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.