Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/25 E. 2011/1820 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/25
KARAR NO : 2011/1820
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
A-1-Dava konusu taşınmazın 2800 m²’lik kesimi için yapılan kamulaştırma işleminin davacılara tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan davanın süresinde kabul edilmesi,
2-Davacılar vekili 16.07.2009 günlü dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazların davalı idarece kamulaştırıldığını değerinin belirlenenden fazla olduğunu belirterek toplam 3.600.00 YTL. daha arttırıma karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında sunduğu 05.07.2010 tarihli dilekçesinde de, dava değerini 15.616.00 TL. olarak ıslah ettiğini bildirmiştir. Mahkemece ıslah istemi uygun görülerek ıslah dilekçesindeki istem gibi hüküm kurulmuştur.
Kamulaştırma Yasası’nın 14. maddesinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malın sahibinin yapılan tebligat gününden veya tebliğ yerine geçen ferağ tarihinden itibaren 30 gün içinde, takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı adli yargıda dava açılabileceği hükmüne yer verilmiş olup, bedele ilişkin olarak açılacak dava yönünden yasada öngörülen, hak düşürücü nitelikteki bu süre geçtikten sonra malikin artık bedel konusunda dava açma … bulunmamaktadır. Malikin dava hakkının bulunduğu hak düşürücü süre içinde bedel arttırım davası açıldıktan sonra HUMK’nun 86 ve müteakip maddelerine dayanılarak müddeabihin arttırılmasına yönelik ıslah isteme … mevcut ise de, bu süre geçtikten sonra bedelin daha da arttırılması gerektiğinden bahisle ayrı bir davaya da konu edilemeyecek olan ilave bedel için ıslah talebinde bulunulmasına yasal olanak yoktur. Başka bir deyişle, ıslah istendiği tarihte dava … düşmüş ise, bu husus ıslah istemine konu edilemez. Bu bakımdan davacı tarafın ıslah talebinin kabul edilmiş olması,
B-1-Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu gibi, bilirkişi kurulu raporlarında da gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak buna göre değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), kaynaktan alınan suyun taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama yada başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması,
2-Kıymet takdir komisyonunca dava konusu taşınmaza 2800 m² için 2,94(eski) TL/m² 259 m² için ise 50.000(eski) TL/m² kamulaştırma bedeli saptanmış olup, hükme esas tek bilirkişi raporunda 4,95 (yeni) TL/m² kamulaştırma bedeli belirlenmiştir. Bu durumda Kamulaştırma Yasası’nın 15.maddesinin 11.fıkrası hükmü uyarınca takdir komisyonunun belirlediği kıymet ile bilirkişi kurulunun saptadığı değer arasında önemli bir oransızlık (bir mislini aşan) bulunduğu için aynı usullerle yeni bilirkişi kurulu oluşturularak kıymet takdiri yapılması gerekirken tek bilirkişi kurulu raporu ile yetinilip buna dayanılarak karar verilmesi,
3-30.600 m² yüzölçümlü dava konusu taşınmazın 3049 m²’si kamulaştırılmış, geriye 22.159 ve 5392 m²’lik iki parça kalmıştır. Kamulaştırmadan artan bölümün gerek yüzölçümü, gerekse konumu ve geometrik durumu itibariyle tarımsal işletme bütünlüğünün etkilenmeyeceği, herhangi bir değer kaybına uğramayacağı düşünülmeden artan kesimde 22159 m²’lik bölümde %7,5392 m²’lik bölümde ise %7 oranında değer kaybına hükmedilmesi,.
Doğru görülmemiştir.
Mahkeme öncelikle davanın süresinde olup olmadığı araştırılmalı,süresinde ise diğer bozma nedenlerini karşılar biçimde inceleme ve işlem yapılmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.