YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5614
KARAR NO : 2011/10483
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, 6830 sayılı İstimlak Kanunu hükümlerine dayalı olarak tespit ve tapu siciline şerh istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalının mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, 6830 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca … parsel sayılı taşınmazın niteliklerinin tespiti ile davacı idare lehine tapu kaydına şerh verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına şerh verilmesine ve tescile hükmedilmiştir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden, davanın açıldığı ve kararın verildiği tarih itibari ile –yasal dayanağını oluşturan 6830 Sayılı Yasanın 16. maddesi hükmü uyarınca mahkemece dava konusu taşınmazın anılan yasanın 11. maddesinde yazılı olduğu biçimde kıymet takdirine esas olan tüm niteliklerinin tespit edildiği ve takdir olunan değerinin sınırlamasız ve koşulsuz olarak bankaya yatırılıp, makbuzunun dosyaya konulduğu, böylece yasada öngörülen koşulların yerine getirilmiş bulunduğu, mahkemece dava konusu taşınmazın şerh ve tesciline 14.04.1975 tarihinde karar verildiği, hükmün davacıya 21.02.2011, davalı tarafa 23.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan olgular gözönünde bulundurulduğunda;
1-Taşınmaz malın mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda dava zaman aşımının sözkonusu olmaması ve ayrıca davanın niteliği gereği idarece, acele elkonulmak istenen taşınmazın kamulaştırma evrakının mal sahibine tebliğinin zorunlu bulunmaması nedeniyle davalı yanın kararın zaman aşımına uğradığı ve kamulaştırma evrakının kendilerine davadan önce tebliğ edilmediği ile diğer hususlara ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2011/5614-10483
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince,
HUMK’nun 388/son ve 389. maddesi uyarınca kararın hükmün sonucu kısmında istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut olayda mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında dava konusu 363 parsel sayılı taşınmazın 6830 sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince şerh ve tesciline denilmekle yetinilmiş, ancak taşınmazın kimin adına tescil edileceği açıkça yazılmamış, böylece anılan yasa hükmüne uygun düşmeyecek ve dolayısıyla infazda şüphe ve duraksamaya yer verecek biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ise de; bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın hüküm fıkrasının 5. ve 6. satırındaki “ŞERH VE sözcüklerinden sonra gelmek üzere “dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına” sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.