YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9538
KARAR NO : 2011/10738
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasası’nın 10. maddesi ile bedelin tespiti esaslarını düzenleyen 11. maddenin (g) bendi hükmüne göre; kamulaştırılacak taşınmazın arsa olarak kabulü halinde kamulaştırma (değerlendirme) gününden önceki özel amacı olmayan emsallerin satış değeri esas alınarak değerinin tespit edilmesi gerekir.
Bu esaslara göre gerçekçi ve doğru sonuçlara ulaşılabilmesi için ana amaç; emsal alınan taşınmazın satış tarihinin değerlendirme tarihinden önce ve değerlendirme tarihine yakın bulunması, dava konusu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte, dava konusu taşınmaz ile aynı veya yakın semtlerde bulunması, topografik yapısı, manzarası, konumu, üzerinde yapılabilecek inşaat ve katlar için izin ve ruhsat sınırları, yüzölçümleri, imar uygulamasına konu edilmiş olup olmadıkları, sokak, cadde veya şehir alanlarına cepheleri ve mesafeleri gibi yönlerden benzer ya da yakın özelliklere sahip bulunması gereklidir. İzmir gibi büyük şehirlerde yukarıda açıklanan bu özellikler itibarıyla dava konusu taşınmaza daha yakın konumda ve değerlendirme tarihine yakın satış tarihli taşınmaz satışlarının bulunması mümkün olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile yukarıda açıklanan özellikler itibarıyla benzer özellikler taşımayan ve satış tarihinin 1993 olması nedeniyle aradan geçen uzun sürenin yanıltıcı sonuçlara götürebileceği de dikkate alınmadan … ada … parselin satışının somut emsal alınmış olması,
2011/9538-10738
2-Dava konusu 386 ada 10 parsel sayılı taşınmazın aynının çekişmeli bulunduğu ve bu konuda açılan İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/388 esas sayılı dava dosyasının henüz sonuçlanmadığı anlaşılmakla tespit edilen kamulaştırma bedelinin 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasayla değişik 18. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mülkiyet çekişmesiyle ilgili davanın sonucunda belli olacak hak sahibine ödenmek üzere idarece mahkemenin belirttiği bankaya 10. madde uyarınca ve üçer aylık vadeli hesaba yatırılmasına ve davaya konu taşınmazın tapu kaydında mevcut vakıf şerhinin tespit edilen bedele yansıtılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yukarıda açıklanan yasa hükmü gözetilmeden infazda da tereddüt yaratacak şekilde tespit edilen 75.141 TL kamulaştırma bedelinden %10 taviz bedeli kesilerek kamulaştırma bedelinin 67.626,9 TL olarak noksan yatırılması ve mahkemenin 2010/388 esası ile mahlunen vakfına rücu davası açılmış olduğu gerekçesiyle bedelin, açılmış dava sonucuna göre reddi halinde …’ne bankaya yatırılan bedelin %10’unun, kazanılması halinde tamamının verileceği şeklinde hüküm kurulması,
3- Dava konusu taşınmazın mülkiyetinin, tapu kayıt maliki ile … arasında çekişmeli olup, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/388 Esas sayılı tapu iptali davasının derdest bulunduğu, dava ihbar edilen …’nün tespit ve tescile ilişkin davada yasal hasım olduğu ve davada taraf olarak kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilerek dahili davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece tarafların vereceği ya da re’sen getirtilecek kayıtlar üzerinden yukarıda birinci bentte açıklanan ilkelere uygun taşınmaz satışları araştırılarak emsal olabilme niteliklerine uygun bulunanlar tespit edilip bu emsallerin 11. maddenin (d) bendinde öngörülen vergiye esas olmak üzere ilgili belediyelerce bulundukları cadde veya sokak için değerlendirme tarihindeki asgari m² değerleri getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme, emsal taşınmazların ise değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla imar düzenlemesi sonucu meydana gelen imar parselleri olup olmadıkları da belediye imar müdürlüğü ve tapu müdürlüklerinden araştırılıp bu emsallere göre ve ayrıntılı olarak karşılaştırma yapan raporlar alınarak oluşacak duruma göre ve bozmanın diğer bentleri de gözetilerek karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.