Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2012/10005 E. 2012/14470 K. 13.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10005
KARAR NO : 2012/14470
KARAR TARİHİ : 13.12.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, davalının faaliyetlerinden duyulan rahatsızlıkların önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, davalı tarafın bağımsız bölümünü pastane olarak kullanmasından ötürü etrafa ve kullandığı bağımsız bölüme yayılan kötü koku, duman, gürültü vs. gibi rahatsızlık verici eylemlerin önlenmesini istemiş, mahkemece davacının bağımsız bölüm maliki olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın 18. maddesinin birinci fıkrasına göre; kat malikleri gerek bağımsız bölümleri gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememekle karşılıklı olarak yükümlüdürler. Taşınmazın herhangi bir bağımsız bölümünde kira akdine veya diğer bir sebebe dayanılarak oturan kimselerin kullanım hakkından dolayı meydana gelen olumsuzluklardan etkilenmesi halinde tıpkı kat malikleri gibi bu durumu dava etmek hak ve yetkisine sahiptir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının anataşınmazda kat maliki olmadığı, eşinin kat maliki olduğu, kendisinin de devamlı oturan sıfatıyla davalı tarafın kullanımındaki pastahanenin faaliyetlerinden rahatsızlık duyduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır. Bağımsız bölümlerin kat malikleri tarafından kiraya verilmesi veya herhangi bir kimsenin kullanımına bırakılması hallerinde somut olayda olduğu gibi bu kimselerin rahatsız edilmelerinden dolayı aynen kat maliki gibi olumsuz eylemlere son verilmesini isteme hak ve yetkilerinin mevcut olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Kat maliki kendi bağımsız bölümünü başkasının kullanımına sunduğu için doğrudan doğruya davalı tarafın olumsuz eylemlerinden zarar gören kimse değildir. Dolayısıyle onun dava açmasını beklemek yaşam gerçeklerine uygun düşmemektedir. Ayrıca kat malikleri kurulunun da dava açılmasına gerek görmemesi ve böyle bir karar alması hukuki açıdan hiç bir hüküm ifade etmemektedir. Zira Kanun, kat maliklerine böyle bir yetki ve görev vermemiştir. Kiracı veya bağımsız bölümü kullanan kimse, tıpkı bağımsız bölümün maliki gibi kullanmadan ve rahatsızlık verici eylemlerin sonlandırılması isteme bakımından aktif dava ehliyetine sahiptir. Mahkemece açıklanan nedenlerle davacının aktif husumet ehliyeti olduğunun kabulü ile işin esası hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre istem hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerekçelere Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine göre asıl dava açma hakkına sahip olanların bağımsız bölüm malikleri olmasına, kat maliki olmayanların dava hakkının kat maliklerininki kadar geniş olmayıp ancak doğrudan bağımsız bölümden, eklentilerinden ve ortak yerlerden yararlanmalarının engellenmesi ile sınırlı olarak dava haklarının bulunmasına, konunun görüşüldüğü dava konusu anataşınmazın kat malikleri kurulu toplantısında da dava açılmasına gerek görülmemesine, Kat Mülkiyeti Yasasının 18. maddesinde kat maliki olmayanların borçları düzenlenmiş olup onlara dava açma hakkı tanınmamış olmasına, kat malikinin ise her zaman bu davayı açma hakkı bulunmasına göre kat maliki olmayan davacının açtığı davanın dava açma sıfatı bulunmadığından reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından mahkeme kararının onanması gerekir düşüncesiyle çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.