YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13101
KARAR NO : 2012/14157
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Dava dilekçesinde, küçük …’un babasının … olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Melike Balcı ile …’ın nikahsız beraberliklerinden küçük …’nın olduğunu, ancak çocuğu sağlığında tanımayan …’ın 10.09.2003 tarihinde öldüğünü ileri sürerek, …’un gerçek babasının … olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 301. maddesine dayanan küçük …’un babasının tespiti istemine ilişkin olup, dava çocuk adına kayyım tarafından açılmıştır. Sözü edilen maddeye göre babalık davasının babaya baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılacağı, davanın Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye, ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbarının zorunlu olduğu, yine aynı Yasanın 303. maddesinde ise öngörülen hak düşürücü süre ve gecikmeyi haklı kılan sebeplerin varlığının mahkemece değerlendirileceği hükme bağlanmıştır.
Babalık davalarında ana ile çocuk arasında menfaat çatışması ihtimali bulunduğundan, çocuğa kayyım tayini zorunlu kılınmıştır. Bu nedenle, mahkeme tarafından küçük … ‘a 10.11.2009 tarihli kararla kayyım tayin edilmiştir. Dosya içeriğinden, davada ana ile çocuğu Avukat …’ın temsil ettiği anlaşılmaktadır. 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. maddesinin (b) bendi gereğince avukatın, aynı işte menfaati çatışan kimseleri aynı anda temsil edemeyeceğinden, ana ile çocuğu bu davada temsil etmesi kanuna açıkça aykırıdır.
Diğer yandan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesinde; dava dilekçesinde bulunması gerekli hususlar belirtilmiş olup davalının adı, soyadı ve adresinin dava dilekçesinde yer alacağı, ancak aynı maddenin 2. fıkrasında bu hususun eksik olması halinde, hakimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde de davanın açılmamış sayılacağına karar vereceği hüküm altına alındığından; mahkemece, babalık davasında ana ve çocuğu aynı avukatın temsil edemeyeceği gözetilmeden, davacıya davalıyı dava dilekçesinde göstermesi için süre verilmeden, davanın Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye ihbar edilip katılmalarına imkan hazırlanmadan, gösterdiği takdirde delilleri toplanmadan eksik hasım ve tahkikatla karar verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.