Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2013/10377 E. 2013/11545 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10377
KARAR NO : 2013/11545
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, 12.12.2010 ve 30.10.2011 tarihli kat malikleri kurul kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, kanunen uyulması gerekli çağrı şekli, süresi ve diğer hususlara uyulmadan yapılan 12.12.2010 ve 30.10.2011 tarihli kat malikleri kurulu kararlarının iptalini istemiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde her iki kat malikleri kurulu kararları yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre 12.12.2010 tarihli kat malikleri kurulu kararı yönünden temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
634 sayılı Yasanın 5711 sayılı Yasayla değişik 33. maddesinin birinci fıkrası gereğince kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine oy kullanan kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan kat maliki ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde 6 ay içinde iptal davası açabilir hükmü yer almaktadır.
Dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, 30.10.2011 tarihli toplantıya davacının katılmadığı ve alınan kararların da davacıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir delil olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun maddesi de dikkate alınarak davacının davaya konu 30.10.2011 tarihli toplantıyı öğrendiği tarihten itibaren yasal bir aylık süresi içinde karar iptali davasını açtığı kabul edilerek, bu halde mahkemece 30.10.2011 tarihli toplantının iptaline dair dava yönünden davaya konu tüm deliller toplanıp işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece 30.10.2011 tarihli genel kurul toplantısına usulüne uygun çağrı yapılmadığını da kabul etmesine rağmen yanlış değerlendirme yapılarak bu toplantı açısından da davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.