YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14054
KARAR NO : 2013/16458
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, mimari projeye aykırılığın eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı asil … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 11, 12, 13, 14 nolu dükkanlar ile tapuda mesken olarak kayıtlı 16 nolu bağımsız bölümün ara duvarının kaldırılarak dükkanlar ile birleştirilmek için tadilat yapıldığını, dükkanların lokanta olarak kullanılması nedeniyle ısı, nem ve kokunun bütün kat maliklerini rahatsız ettiğini, ayrıca davalı tarafından binanın sahanlığı kapatılarak pergule ve sabit kebap ocağı yapılarak binanın görünümünün bozulduğunu belirterek, projeye aykırı tadilatların eski hale getirilmesini, pergule (sundurma) ve sabit kebap ocağının kal’ine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 19. maddesi gereğince kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını korumaya mecburdurlar. Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler yaptıramaz. Kat maliki kendi bağımsız bölümünde anayapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile ana yapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir. Aynı yasanın 4. maddesine göre de; ana duvarlar, taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin parçası diğer elemanlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, antreler, koridorlar ve buralardaki genel tesisatlar ortak yer niteliğindedir.
Yargıtay uygulamalarında kat maliklerinin rızası olsa dahi ortak duvarların kaldırılarak tek hacim haline getirilen bağımsız bölümlerin aynı nitelikte (bağımsız bölüm işyeri ise işyeri ile mesken ise mesken ile) olması aranmaktadır. Ayrıca yapılan tadilatların anataşınmaza zarar verip vermediği, statiğini etkileyip etkilemediği, anataşınmaza ek bir yük getirip getirmediği aranmaktadır. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki;
Dava konusu taşınmazla ilgili statikten anlayan uzman inşaat bilirkişisinden yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda rapor alınmadan, ayrıntılı bir inceleme yapılmadığı anlaşılmış olup, yapılan tadilatların binaya zarar verip vermediğinin statikten anlayan bir inşaat bilirkişisi marifetiyle davacının dava dilekçesindeki iddialarını da karşılar mahiyette tespiti yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
2-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. (1086 Sayılı HUMK 388 ve 389. maddeleri) fıkrası “hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü içermekte olup, mahkeme kararının hüküm kısmında, taşınmazdaki anayapının onaylı mimari projesine aykırı olarak gerçekleştirilmiş bulunan değişikliğin projeye uygun eski haline getirilmesine ve eski hale getirme için 4 ay süre verilmesine karar verilmiş ise de; bu yasa hükmü gözardı edilerek, dava konusu edilen ve mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda saptanıp müdahalenin men’ine ve eski hale getirilmesine karar verilen hususların neler olduğu anılan yasa kuralı uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça yazılması gerekirken, infazda duraksamaya sebep olacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.