YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6748
KARAR NO : 2013/8487
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde,… ile Teodori çocuğu …’ya kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1081 ada 96 parseldeki taşınmaz maliki ….’nun öldüğünü, geriye oğlu… ile kızının torunu ….’nun kaldığını ancak bunların da sağ mı ölü mü olduklarının bilinmediğini belirterek 3561 sayılı Yasa uyarınca … oğlu… ile …’nun kızının torunu …’ya… Defterdarının kayyım tayin edilmesini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesi uyarınca; Türk Medenî Kanunu’nun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427. maddesine göre; vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, bir yönetim kayyımı atar.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca; Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir. (6100 s. HMK. md.26)
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 1081 ada 96 parseldeki taşınmazın …. adına 02.10.1950 tarihinde kadastro tespitinden tescil edildiği, tapu kaydında “… ölüdür” beyanının yer aldığı ayrıca “…” şerhinin bulunduğu, ….’nun 1927 de öldüğü, geriye oğlu… ile torunu (kızı…’nin kızı …’nın oğlu ….’nun kızı)…’nun kaldığı, bu kişileri de tanıyanın ve adreslerini bilenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davada istek, … oğlu… ile …’nun kızının torunu ….’ya… Defterdarının kayyım tayin edilmesine ilişkin olduğu halde Mahkemece, ….kızı …’ya kayyım tayin edilmiş, … yönünden ise taşınmazda hissedar olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Taşınmaz maliki … kızı … yönünden bir kayyım tayini isteği bulunmadığı gibi bu kişinin öldüğü ve mirasçılarının belli olduğundan dolayı 3561 sayılı Yasa ve Türk Medeni Kanununun 427/1. maddesindeki kayyım atanmasını gerektiren şartlar da bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece istek olmadığı halde… kızı …’ya kayyım tayin edilmesine karar verilmesi,
2-Taşınmazın maliki… kızı …’nun mirasçısı … yönünden 3561 sayılı Yasa ve Türk Medeni Kanununun 427/1. maddesindeki kayyım atanmasını gerektiren şartlar bulunduğu halde talebin reddine karar verilmesi,
3-Dava dilekçesinde hakkında kayyım tayin edilmesi talep edilen … oğlu… yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.