Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2014/11547 E. 2014/13688 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11547
KARAR NO : 2014/13688
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2011/762-2013/166

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasası’nın 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın Karsak deresinden sulanma imkanı bulunduğu, ek raporda ise komşu parsellerde havuzların ve komşu parseller ile dava konusu parsel üzerinde sulama borularının bulunduğu belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden taşınmazın sulu tarım arazisi olduğunun kabulü ile bu yönde düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2-Dava konusu taşınmazların köy merkezine yakın olması, alt yapı hizmetlerinden faydalanması, ana yollara yakın olması gibi hususların tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazın değerinde en fazla %50 oranında objektif değer artışına neden olabileceği düşünülmeden, %100 oranında objektif değer artışı uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.