Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/25114 E. 2018/11329 K. 05.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25114
KARAR NO : 2018/11329
KARAR TARİHİ : 05.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat, Davanın Reddi

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanığa usulüne uygun duruşma davetiyesi tebliğ edilmeksizin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Borçlu şirket hakkında İİK’nın 337/a ve 345/a maddelerine aykırılık suçundan kurulan hükümler ile sanık hakkında İİK’nın 345/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede,
Şikayet dilekçesinde, borçlu şirket hakkında şikayet bulunmadığı, sanık hakkında ise İİK’nın 345/a maddesine aykırılık suçuna ilişkin bir şikayet bulunmadığı ve tüzel kişilerin işlemlerinden kaynaklanan suçlarda kimlerin cezalandırılacağının İİK’nın 345. maddesinde belirtilmesi karşısında, dava konusu edilmeyen suçlardan hükümler kurulması,
3- İİK’nın 337/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/02/2012 tarih, 2011/505, 509, 513 Esas, 21/02/2012 tarih, 2011/506, 510, 511, 621 Esas sayılı kararlarında açıklandığı üzere “tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, sorumlu oldukları şirketlerin ticareti terk etmeleri halinde; İcra ve İflas Kanununun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisnaya yer verilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına bir engel bulunmadığı” yönündeki ulaşılan sonucun zaman içerisinde yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması, ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nın 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret sicilin memurluğuna bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi…) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut uyuşmazlıkta bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; öncelikle borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Ticaret Sicili Memurluğundan İİK’nın 44. maddesine uygun nitelikte beyanda bulunulup bulunulmadığı, şirketin yetkilileri ve ticaret sicilinde kayıtlı olan adresi sorulup bu adreste zabıta araştırması yaptırılıp, kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği sorulup, 2013 ve 2014 yıllarına ait tüm vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip, mükellefiyetinin devam ettiğinin ve adresin farklı olduğunun bildirilmesi halinde bu adreste zabıta araştırması yaptırılarak delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle şirketin ticareti usulüne aykırı olarak terk edip etmediği ve şikayetin süresinde olup olmadığı tespit edilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.