YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2559
KARAR NO : 2015/1823
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
Tasarım hakkına tecavüz suçundan şüpheliler …, … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/09/2013 tarihli ve 2013/108682 soruşturma, 2013/52192 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2013 tarihli ve 2013/1354 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 26.01.2015 gün ve 6228 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2015 gün ve KYB. 2015/38165 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin Tasarım hakkına tacavüz iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında 551 sayılı Patent Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun’un suç tanımlayan hükümlerinin tamamen kaldırılmış olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, şikâyetçinin dilekçesine eklediği ve Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan İş Güvenliği Uzmanı … tarafından düzenlenen 20/03/2013 tarihli bilirkişi raporu ile Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine sunulan Yrd. Doç. Dr. … tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, endüstriyel tasarım tescil hakkı şikâyetçide bulunan söz konusu ürünler ile şüpheliler tarafından üretilen ürünlerin benzerlik gösterdiğinin belirtilmiş olduğu nazara alındığında, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun cezai müeyyideler içeren maddelerine göre suç oluşturup oluşturmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesinin 02.07.2014 gün 2014/14299-14402 E.K. sayılı kararıyla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.09.2013 tarih ve 2013/52192 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına ilişkin olarak, ihbarnamede belirtilen delil niteliğindeki bilirkişi raporlarının aslı ya da tasdikli örneklerinin dosya içerisine eklenip
iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine karar verildiği halde; Daire kararının gereğinin yerine getirilmediğinin anlaşılması karşısında, anılan eksiklikler ikmal edildikten sonra iade edilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.