YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11784
KARAR NO : 2016/21453
KARAR TARİHİ : 12.10.2016
6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanık …’ın, anılan Kanun’un 91/1, 91/4, 91/1-2. cümle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 13.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın suçu bünyesinde çalıştığı tüzel kişinin (… Şirketi) yararına kasıtlı olarak işlediğinden bahisle TCK’nın 60. maddesi gereğince ilgili tüzel kişiliğe ….Bakanlığınca verilen iznin iptaline dair …(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 12/03/2013 tarih, 2012/175 Esas, 2013/52 Karar sayılı hükmün sanık müdafii ve … İnşaat Ltd. Şti vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 01/03/2016 gün ve 2015/9736 Esas, 2016/3184 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-… İnşaat Ltd.Şti vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Sanığın suçu bünyesinde çalıştığı tüzel kişinin ….. Şirketi) yararına işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 60. maddesi uyarınca sanık müdafiine ek savunma verilip, bu şirkete ….Bakanlığınca verilen iznin iptalini de kapsayan hükmün 12/03/2013 tarihinde tefhim edildiği ve yasa yoluna başvuru şekli ile süresinin belirtildiği halde, sanık müdafii tarafından yetkili kılınan şirket vekilinin öngörülen yasal süreden sonra hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, şirket vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
2-Sanık müdafiinin temyiz nedenlerine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık lehine yasa maddesi belirlenirken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda nispi para cezaları öngörülmemiş olup, gün adli para cezasının öngörüldüğü, bu itibarla nispi para cezalarının tayininde emvalin miktarı ile 6831 sayılı Orman Kanun’un 91/1-2. maddelerindeki para cezasının çarpımı sonucunda bulunan sonuç cezanın 1 TL’nin altında kalıp 5335 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki 5083 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 1 TL’nin altında kalan para cezaları hesaba alınmayacağından para cezası tayininin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun gözetilmemesi, sonuç ceza bakımından ,suç tarihinin Temmuz 2007 olduğunun anlaşılmasına göre karar başlığında 17/12/2008 olarak gösterilmesi maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun ‘da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi delaletiyle 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp, yerine ”24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek,kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak suretiyle başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 01/03/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2016 gün ve KD-2013/192590 sayılı yazısı ile;
Dosya kapsamına göre suça konu emvalin yakacak nitelikte olduğu belirlendiği halde, lehe yasa değerlendirilmesi yapılırken bu husus gözetilmeyerek suç tarihindeki yasa hükümleri somut olaya uygulanırken emvalin yapacak nitelikte olduğu, suç tarihinden sonra 5728 sayılı yasanın 198. maddesiyle değişen yasa hükümleri uygulanırken emvalin yakacak nitelikte olduğu esas alınmış, dolayısıyla sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulama yapılmıştır.
Suç tarihi itibarıyla yürülükte bulunan 6831 sayılı Orman Kanunun 91. maddesi hükümleri sanık lehine olduğundan, 5728 sayılı yasanın 198. maddesiyle değişik 6831 sayılı Orman Kanununun 91. maddesiyle yapılan uygulama usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
I-Sanık … hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan verilen …(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2013 gün ve 2012/175 Esas, 2013/52 karar sayılı mahkumiyet hükmü yönünden Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/03/2016 gün ve 2015/9736 Esas, 2016/3184 Karar sayılı “DÜZELTİLEREK ONAMA” kararının KALDIRILMASI ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi,
II-İtiraz yerinde görülmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİ,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2016 tarih ve 2013/192590 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2-Dairemizin 01/03/2016 tarih ve 2015/9736 esas 2016/3184 karar sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, 2007 yılı Temmuz ayı içerisinde yakacak niteliğindeki orman emvalini motorlu testere ile kesilmesine sebebiyet verme biçimindeki eylemi karşısında, suça konu emvalin yakacak nitelikli olduğu belirlendiği halde, mahkemesince lehe kanun değerlendirilmesi yapılırken bu husus gözetilmeyerek, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri somut olaya uygulanırken emvalin yapacak nitelikte olduğu, suç tarihinden sonra 08.02.2008 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 5728 sayılı Kanunun 198. maddesiyle değişik kanunun hükümleri somut olaya uygulanırken ise emvalin yakacak nitelikte olduğu esas alınarak sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
2-Kabule göre de,
a-Sanık lehine yasa maddesi belirlenirken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda nispi para cezaları öngörülmemiş olup, gün adli para cezasının öngörüldüğü, bu itibarla nispi para cezalarının tayininde emvalin miktarı ile 6831 sayılı Orman Kanun’un 91/1-2. maddelerindeki para cezasının çarpımı sonucunda bulunan sonuç cezanın 1 TL’nin altında kalıp 5335 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki 5083 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 1 TL’nin altında kalan para cezaları hesaba alınmayacağından para cezası tayininin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun gözetilmemesi,
b-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.