Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2017/2006 E. 2017/1762 K. 01.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2006
KARAR NO : 2017/1762
KARAR TARİHİ : 01.03.2017

5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanıklar … ve … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/06/2015 tarih, 2013/152 Esas, 2015/242 Karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 11/01/2017 gün ve 2016/1022 Esas, 2017/180 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal olanak bulunmadığından katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin duruşmalı inceleme isteklerinin reddine,
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müşteki olmasına karşın, gerekçeli karar başlığında katılan sıfatıyla yazılmış olması yine gerekçeli karar başlığında katılan Milli Savunma Bakanlığının müşteki olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
1- Şikayetçi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen Gümrük ve Ticaret Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, Gümrük İdaresi adına hazine vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317.maddesi uyarınca, REDDİNE,
2- O Yer Cumhuriyet Savcısının sanık Murat İnan hakkında, katılan Milli Savunma Bakanlığı vekilinin sanıklar … , … ve … hakkında verilen kararlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3- Sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
5977 sayılı Kanun’un 15/1. maddesi “GDO ve ürünlerini bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ithal eden, üreten veya çevreye serbest bırakan kişi, beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olması karşısında, sanıklar hakkında hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp, yerine ”24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İTİRAZ NEDENLERİ
1)Sanık …’nun yönetim kurulu başkanı, sanık …’nun yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu Göze Tarım Ürünleri şirketince ABD’den … şirketinden satın alınıp … gemisi ile 17.11.2011 tarihinde Mersin limanına getirilen, bir kısmı suç tarihinde Mersin limanında depolarda mevcut bir kısmı ise 20.03.2012 tarihli ihale ile Milli Savunma Bakanlığına satılan çeltik ve bu çeltikten üretilen princin GDO’lu olup olmadığı yargısal konuyu oluşturmaktadır.
Soruşturma ve yargılama aşamalarında yargılamaya konu ithal edilen çeltik ve bu çeltikten dahilde işlenerek üretilen pirincin GDO’lu olup olmadığına dair raporlar temin edilmiştir.
Mahkeme gerekçeli kararının 17/23. sayfasının sondan bir önceki parağrafından başlayarak devamı parağraflarda açıkladığı ve kabul ettiği nedenlerle hükme esas aldığı raporun kovuşturma sırasında mahkemenin 2013/476 talimat numarasıyla alınan rapor olduğunu beyan ve kabul etmiştir.
Mahkemesince mahkumiyet hükmüne esas alınan raporda “…numuneler çamaşır suyu ve distile su ile yıkanıp, çimlendirildikten sonra ise, örnek 2 ve örnek 3’ün bulunduğu tablodan da görüleceği üzere, analiz sonuçları negatiftir yani GDO’lu olmadığı saptanmıştır. Örnek 1’lerde GDO pozitif çıkması üzerine bunun neden kaynaklandığı araştırılmış ve yapılan araştırma sonucunda örneklerde soya bitki spesifik gen (Lektin), MON 89788 (soya), MO-3-2-6 (soya) tespit edilmiştir. Bilirkişinin analiz konusu şahit numunelerden 1 nolu örnekte yani hiç bir işlem uygulanmayan çeltik örneklerinde numunelerin GDO’lu fakat bu numunelerin çamaşır suyuyla yıkanmış veya çimlendirilmiş örneklerinde GDO rastlanmadığından dolayı ve örnek 1’deki pozitifliğin soya bulaşığından kaynaklandığı gerekçesiyle çeltik numuneleri GDO değildir” şeklinde sonucuna vardığı anlaşılmıştır.
Görüldüğü gibi mahkeme çoğunluk oyunun mahkumiyet hükmüne esas aldığı rapor, suça konu çeltikte soya bulaşığı olduğunu ve bu çeltikten üretilen prinçte GDO pozitif çıkma nedeninin de değinilen soya bulaşığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Mahkeme gerekçeli kararının devam eden parağraflarında da “GDO bulaşanı” olduğunu kabul etmekte ve bulaşan oranının %0’dan daha fazla yani zerre oranınca dahi olsa sanıkların 5977 sayılı yasanın 15/1 maddesi uyarınca cezalandırılacağını kabul etmektedir. Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre suça konu üründe GDO bulaşanı oranı (16.06.2014 tarihinde Bakanlık tarafından akredite edilmiş Ankara Ulusal Gıda Referans Laboratuvarı Müdürlüğünün 2014/829 ve 2014/830 rapor numaralı analiz raporu içeriğine göre) %0,09’dan küçük soya şeklindedir (gerekçeli kararın 12/23. sayfasından).
Suç tarihinde gerek 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanununda gerekse 13/08/2010 tarihli ilgili yönetmelikte “GDO bulaşan oranının ne kadarının olması halinde” ürünün GDO’lu sayılacağına dair bir düzenleme mevcut değildir.
Ancak suç tarihinde ve halen yürürlükte olan 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanununun 2/ğ bendinde “bulaşan” kavramı şu şekilde tarif edilmiştir. “ğ) Bulaşan: Gıda veya yeme kasten ilave edilmeyen ancak, gıdanın birincil üretim aşaması dâhil üretimi, imalatı, işlenmesi, hazırlanması, işleme tabi tutulması, ambalajlanması, paketlenmesi, nakliyesi veya muhafazası ya da çevresel bulaşma sonucu gıdada bulunan, hayvan tüyü, böcek parçası gibi yabancı maddeler hariç olmak üzere her tür maddeyi,” ifade eder. Bu tanımda dikkat çeken husus “kasten ilave edilmeyen” ibaresidir. Bilindiği üzere suçun temel unsurlarından birisi kast olup, kast yoksa kasti suç yoktur.
Suç tarihinden sonra 29.05.2014 tarih ve 29014 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmelik ile ilgili “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik”te yapılan değişiklik ile “nn) GDO Bulaşanı: Genetik modifikasyon teknolojisi uygulanan veya uygulanmayan bir üründe, birincil üretim aşaması dahil üretim, imalat, işleme, hazırlama, işleme tabi tutma, ambalajlama, paketleme, nakliye veya muhafaza sırasında ya da çevresel faktörler ile teknik olarak engellenemeyen, önlenemeyen veya tesadüfi olarak bulaşan GDO’ ları,” ifade eder tanımı ile konuya açıklık getirilmiştir.
Yine aynı ekleme ile “(4) Analiz sonucunda üründe % 0,9 ve altında GDO tespit edilmesi halinde bu durum GDO bulaşanı olarak değerlendirilir.” denilerek GDO bulaşanı kavramına üst sınır getirilmiştir.
Suç tarihinde bulaşma oranı hiç mevcut değilken, suç tarihinden sonra kanun koyucu belirli bir miktarın üstünde bulaşma olması halinde artık kastın varlığını kabul edeceğini düzenlemiştir.
Dosyamıza konu çeltik ve bu çeltikten üretilen princte rastlanan “bulaşan GDO oranı suç tarihinden sonra kabul edilen oranın dahi 10 katından daha azdır”.
Önlenemeyen, tesadüfi olarak bulaşmayı GDO bulaşanı sayan kanun koyucu, kasti suçların tesadüfen işlenmeye müsait olmadığını da düzenlemiştir. Bu nedenle ithal edilen suça konu çeltiğe ne şekillerde bulaşabileceği kanun koyucu tarafından da gözetilmiş ve düzenlenmiş, bilirkişi raporları ile bulaşan olduğu tespit edilmiş, bulaşma oranı kısıtlaması suç tarihinde yok iken, suç tarihinden sonra getirilen üst sınırın dahi on katından daha az GDO bulaşanından sanıkların sorumlu tutularak cezalandırılmaları usul ve yasalara aykırıdır.
2)Ayrıca sanıklardan …’nun suça konu edilen çeltiğin ithal işlemlerine hiç katılmadığı, bu konuda adı geçen sanığın katıldığı bir şirket kararının olmadığı, bu ithalata ilişkin sözleşmede katılımının olmadığı ve devam eden işlemlerde de dahilinin olmadığı gözetilmeksizin, salt bir anonim şirketin yönetim kurulu başkanı olmakla atılı suçtan sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi usul ve yasalara aykırıdır.
SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan nedenlerle, I- Yüksek Dairenizin itiraza konu 11/01/2017 tarih ve 2016/1022 esas 2017/180 karar sayılı ilamının CMK 308/2-3 maddesi kapsamında itirazımıza binaen incelenmesi ve yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi, II- İtirazımızın yerinde görülmeyip reddi halinde yukarıda arz ettiğimiz itiraz nedenlerimizin bir kez de CMK 308/1-3 maddesi uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunca tartışılması ve ilamın talebimiz doğrultusunda BOZULMASI için dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdii itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
Dairemizin 11/01/2017 gün ve 2016/1022 Esas, 2017/180 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.