YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5415
KARAR NO : 2018/11345
KARAR TARİHİ : 05.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın şirketteki temsil yetkisinin 27/01/2009 tarihinde sona ermesi, bu tarihten sonra şirketin yetkili temsilcisinin başka şahıs olması ve şikayetin 06/10/2010 tarihinde yapılmış olması karşısında sanığın şirketin yetkili temsilcisi olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken, “yetkilisi olduğu … TİC. LTD.ŞTİ. ‘nin ticari defterler ve belgelerini mahkemeye sunmaları sunmadıkları takdirde 2009 yılında borca batık olmasına rağmen iflasını istemediğini şirketin bono verdikleri tarihte ve takip tarihinde borca batık olduklarının kabul etmiş sayılacaklarının” ihtar olarak yazılmasına ve tebliğ almasına rağmen şirket yetkilisi ticari defterleri mahkemeye bilirkişi incelemesine esas olmak üzere sunmamakla suçlamayı kabul etmiş sayıldığından sanığa ceza vermek gerektiği şeklindeki hukuka, ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı varsayıma dayalı gerekçe ve eksik kovuşturma ile ve sanığa talimat duruşma davetiyesi tebligatının ticareti terk ettiği iddia edilen borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olan adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılıp sanığın yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkı da kısıtlanarak, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.