YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1513
KARAR NO : 2019/10302
KARAR TARİHİ : 01.07.2019
Firar suçundan sanık …’ın, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri gereğince 10 ay (üç kez) hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli ve 2017/1462 esas, 2018/547 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 21/01/2019 gün ve 94660652-105-06- 14466-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/01/2019 gün ve KYB 2019/9125 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamlarına göre; 28/02/2016-10/03/2016 tarihleri arasında, 13/03/2016 -14/08/2016 tarihleri arasında ve 17/08/2016-15/11/2016 tarihleri arasında temadi eden izin tecavüzü ve firar suçları nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davalarında atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ”Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.” şeklindeki 43/1. maddesi nazara alındığında; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1. maddesinin a ve b fıkralarında düzenlenen hükümlerin, bir suç işleme kararı çerçevesinde ihlâl edilmesinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde her eylem için ayrı ceza tayininde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Askerî Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulduğu üzere, firar ve izin tecavüzü gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğine dönmesi veya bu amaçla resmî mercilere müracaat etmesi hâllerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Ancak, katılma veya resmî mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir (Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 28.4.2016 tarihli ve 2016/14-31 E.K.; 7.11.2013 tarihli ve 2013/109-107 E.K.; 22.3.2012 tarihli ve 2012/43-42 E.K.; 16.3.2006 tarihli ve 2006/63-64 E.K.; 19.11.2004 tarihli ve 2004/171-152 E.K.; 20.2.2003 tarihli ve 2003/11-9 E.K.; sayılı ilamları da aynı doğrultudadır).
Somut olayda ise katılma veya resmî mercilere müracaat hâlinin bulunmadığı, sanığın dehalet kastı taşımaksızın her bir eyleminin yakalanmakla son bulduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/07/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.