Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2020/3551 E. 2020/18587 K. 09.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3551
KARAR NO : 2020/18587
KARAR TARİHİ : 09.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanığın önce askerlik hizmetini yaptığı birlik komutanlığı adresine tebliğe çıkarıldığı, söz konusu tebligatın muhatabın ismen tanınmadığından bahisle iade edilmesi üzerine, sanığın en son bildirdiği adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 20/09/2011 tarihinde tebliğ edildiği, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, öncelikle aynı adrese daha önce usulüne uygun yapılmış bir tebligatın bulunması, geçerli tebligattan sonra muhatabın adresini değiştirmesi ve yeni adresini ilgili mercilere bildirmemesi, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresinin tespit edilememesinin gerektiği, ancak dosya kapsamında sanığın bilinen en son adresine daha önce usulüne uygun şekilde yapılan bir tebliğ bulunmadığından, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/10/2018 tarih ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilmeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen işlemin, sanığın 11/06/2010 tarihli sorgusunun olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımının, son kesme nedenini oluşturan sanığın sorgu tarihi olan 11/06/2010 gününden inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi;
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davanın gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle 5271 CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 09/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.