YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11576
KARAR NO : 2006/2488
KARAR TARİHİ : 13.03.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirket tarafından keşide edilen çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmediğini, çeklere dayalı olarak girişilen kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiplere davalının itiraz etmediğini, takiplerin kesinleştiğini, ancak daha sonra açılan iptal davasında İcra Mahkemesinin takiplerin geri bırakılmasına karar verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin TTK.nun 644.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak davası açmak zorunda kaldığını belirterek, 10.000.000.000.-TL.nın çeklerin keşide tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çeklerin yasal müracaat hakkını kaybettikten sonra bir yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının zamanaşımı def’inin kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK.nun 720.maddesi hükmüne göre hamilin keşideci ve diğer çek borçlularına karşı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kullanabilmesi için çeklerin bankaya ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda, dava konusu çeklerin on günlük yasal süre içinde bankaya ibraz edilmediği çekişmesizdir. Bu durumda davacı hamilin ciro yolu ile lehdarı bulunduğu 25.5.1997 tarihli 7.000.000.000.-TL. bedelli çek nedeniyle keşideci ile aralarındaki temel ilişkiye dayanarak, ciro yolu ile devraldığı 25.5.1997, 25.4.1997, 5.1.1997 tarihli çekler nedeniyle ise, keşideci ile aralarında temel ilişki bulunmadığından, TTK.nun 730.maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken TTK.nun 644.maddesi gereğince sebepsiz iktisap hükümlerine dayalı olarak keşideciye başvurabilir. Çekin zamanaşımına da uğramış olması davacının yukarıda açıklanan nedenlere dayalı olarak keşideciye başvurmasına etkili değildir.
Somut olayda davacı ayrım yapmaksızın tüm çekler hakkında TTK.nun 644.maddesine dayalı olarak talepte bulunmuş ise de, HUMK.nun 76.maddesi hükmüne göre bir davada ileri sürülen maddi olguları değerlendirerek uygulanacak yasa maddesini bulup uygulamak hakimin doğrudan görevi kapsamındadır. Hakim tarafların ileri sürdükleri maddi vakıa ve neticei talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu durumda davacının ciro yolu ile hamili bulunduğu 25.5.1997, 25.4.1997 5.1.1997 tarihli çekler yönünden bankaya ibraz tarihinin geçirilmesinden itibaren TTK.nun 644.maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gözetilerek mahkemece anılan çekler yönünden davalının zamanaşımı def’inin kabul edilip yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının hamili bulunduğu, 25.5.1997 tairhli 7.000.000.000.-TL. bedelli çek yönünden ise, zamanaşımının taraflar arasındaki temel ilişkiye bağlı olarak B.K.nun 125 ve 126.maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece dava konusu çekin taraflar arasındaki temel ilişkide HUMK.nun 292.maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu ve bu durumda davacının alacağını tanık dahil her türlü delille ispat olanağı bulunduğu gözetilerek öncelikle temel ilişki yönünden HUMK.nun 230.maddesi vd. maddeleri uyarınca isticvap edilip belirlenecek temel ilişkiye göre zamanaşımı def’inin değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.