Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2005/11839 E. 2006/3418 K. 03.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11839
KARAR NO : 2006/3418
KARAR TARİHİ : 03.04.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalının 1998/103 Esas sayılı icra takibine konu ettiği bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının İcra Mahkemesine verdiği dilekçesinde imzayı kabulü bulunduğundan imza inkarına dayalı dava açamayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının İcra Mahkemesinde imzanın kendisinden hile ile alındığı yolunda imzayı kabulü bulunduğu, bu nedenle imza inkarına dayalı olarak menfi tespit davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı İcra Mahkemesine verdiği 11.3.1998 tarihli dilekçede, dava konusu bonodaki keşideci bölümünün üst kısmındaki imzanın hile ile alındığını, alt kısmındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiş ise de, bu dilekçeden sonra 12.3.1999 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde “bonodaki imzaların hiçbirinin kendisine ait olmadığını” beyan etmiş ve İcra Mahkemesine verdiği dilekçedeki beyanın hataya dayalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalının da sanık bulunduğu … 1.Ağır Ceza Mahkemesenin 1999/150 Esas sayılı davasında, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre, davaya konu bonodaki her iki imzanın da müştekiye ait olmadığı belirlenerek karar verilmiş ve karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Bu durumda mahkemece davacının icra mahkemesine verdiği dilekçedeki “imzanın hile ile alındığı” yolundaki beyanının hataya dayalı olduğuna yönelik iddiası Cumhuriyet Savcılığına verilen ifade ve bilirkişi raporu ile kanıtlandığından ve B.K.nun 53.maddesi hükmüne göre de Ceza Mahkemesince belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.