Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/11134 E. 2007/1982 K. 01.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11134
KARAR NO : 2007/1982
KARAR TARİHİ : 01.03.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılardan … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı kişilere ait taşınmazda yapımını üstlendiği apartmanın (6) nolu bağımsız bölümünü 10.1.2003 tarihli sözleşme ile davalı …’e satıp bedelini aldığını, dairenin tapusunu veremediği için de İsmail’e 55.000.000.000.TL’lık teminat senedi verip, tapusunu ise iskan raporunun alınmasından sonrası vermeyi taahhüt edip, daireyi İsmail’e teslim ettiğini, İsmail’in de sözleşme tarihinden beri dairede oturmaya başladığını, anılan dairenin adına tapuya tescil için arsa sahiplerine karşı da dava açtığını, bunu da davalı …’e ihtaren bildirdiğini ancak davalı …’in senedi kötüniyetli ve muvazaalı olarak diğer davalılara ciro ettiğini, diğer davalıların ciranta … ve hamil …’ın senedin teminat senedi olduğunu bildiklerini, … ile İsmail’in bacanak olduklarını, davalı … tarafından müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, diğer davalılara ödeme emri dahi tebliğ ettirmediğini belirterek, 10.1.2003 tanzim, 17.1.2003 vade tarihli bonodan dolayı takibin iptaline ve davalılara borçlu olunmadığının tesbitine, kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, … davaya çevap vermemiş, davalılardan … vekili, davacının 10.1.2003 tarihli senetle daire satıp zilyetliğini devrettiğinin doğru olduğunu, davacı yanca açılan borca itiraz davasının Ankara 4.İcra Mahkemesinin 2004/560 Esas, 918 Karar nolu kararıyla reddedildiğini, davacının iyiniyetli olmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuş, davalı … vekili borçlunun gereği gibi ifadan kaçınmış olması nedeniyle alacaklının teminata müracaat hakkı doğduğunu senedi ciro yoluyla iktisap eden müvekkilinin temel ilişkinin tarafı olmadığı gibi temel ilişkideki ihtilaf nedeniyle alacaktan mahrum bırakılamayacağını, senedin …’den ciro yolu ile iktisap edildiğini, davanın haksız ve yersiz açıldığını bildirmiştir.
Mahkemece dava konusu bononun davacı ile davalı … arasındaki gayrimenkul satış sözleşmesi nedeniyle taşınmazın tapu kaydının alıcıya devrinin temini için düzenlendiği davalı … ile İsmail’in akrabalık ilişkisi olduğu, satış sözleşmesine konu (6) nolu dairede halen davalı …’in ikamet ettiği, davacı müteahhit ile dava dışı arsa sahipleri arasında (6) nolu daireyi de kapsayacak biçimde uyuşmazlık olduğunun Ankara 4.Asliye Hukuk Mahkemesi kararından anlaşıldığı, Ankara İcra Hukuk Hakimliğince verilen kararın takip hukukuna ilişkin olup, kesin hüküm teşkil etmeyeceği, teminat amacıyla düzenlenen senedin sadece bu nedene dayalı olarak geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, şartın gerçekleşmesine veya o şartın gerçekleşmeyeceğinin kesin olarak anlaşılması anına kadar geçerliliğini koruyacağını, bu nedenle TTK.nun 688/2.maddesinde öngörülen “kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödemek” biçimindeki koşulu henüz taşımayan senet borçlusu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılamayacağı, teminat senedinin sözleşmeden doğan hakları garanti altına aldığına ve alıcı…’in satım akdini henüz feshetmemesine göre dava konusu senedin teminat niteliğinin halen devam ettiği,teminatı olduğu şartın gerçekleşip, gerçekleşmeyeceği belli olmayan bononun geçersizliği ileri sürülmeyeceği halde,bu bonoya dayalı icra takibi de yapılamayacağı, davalı … ile takip alacaklısı …’ın yakın akrabalık bağı içinde bulundukları, davalı …’ın bononun düzenleme nedenini bildiğine dair beyanlar karşısında …’ın iyi niyetli 3.kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı, ancak davalı …’ın senedin düzenlenme nedenini bildiği, kötüniyetli olarak davacı zararına olacak biçimde ciro ile temlik aldığı davacı yanca ispat edilemediği, davalı …’ın da icra takibine geçmekte kötüniyeti ayrıca ispat edilemediğinden, davalılar … ve … aleyhine açılan davanın kabulü ile muaccel hale gelmeyen senetten dolayı davacı aleyhine yapılan takibin iptaline, … aleyhine açılan davanın reddine, davacının unsurları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı …’nın tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Somut olayda son hamil durumundaki … ‘nın lehdar ve birinci ciranta durumundaki …’ın bacanağı olduğu ve bu akrabalık bağı nedeniyle İsmail ile keşideci davacı … arasındaki hukuki ilişkiyi bilebileceğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak lehdar …’in cirosu ile senedi devralan davalı …’in bu senedi…’in bacanağı …’a ciro etmesi karşısında …’ın kötüniyetli olduğu kabul edildiğine göre aradaki ciranta …’ın da taraflar arasındaki bu ilişkilerden haberdar olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece somut olay bakımından … aleyhindeki davanın da kabulü gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın tüm, davacının öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.