YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11234
KARAR NO : 2007/2142
KARAR TARİHİ : 06.03.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar … Tıbbı Cihaz İm.İth.İhr.Ltd.Şti’nin ortağı iken müvekkilinin şirket hissesini davalıya devir ve temlik ettiğini, karşılığında davalının bonolar verdiğini, bu bonolardan 25.10.2002 vadeli 14.000 USA doları değerindeki bono zamanında ödenmediği için icra takibine girişildiğini ve tahsilat yapıldığını, bunun üzerine davalının Ankara 29.Asliye Hukuk Mahkemesinde (2002/923 E) menfi tesbit ve istirdat davası açtığını, müvekkiline usulsüz tebliğat yapıldığı için bu davada müvekkilinin aleyhine verilen hükmün kesinleştiğini, davalının bu hükme dayanarak müvekkili aleyhine ilamlı icra takibi yaptığını, tarafların 29.4.2003 tarihinde buluşarak “fesihname ve ibranamedir” başlıklı belgeyi imzaladığını, davalının ilamlı icraya konu ettiği alacağından müvekkilini ibra etmesine rağmen icra takibine devam etmesinin hacizlerin ve yapılın tahsilatın haksız olduğunu ileri sürmüş ve ibradan sonra tahsil edilen 4.440.000.000.TL’den müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile haksız ödemenin faizi ile birlikte istirdadına , %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaya konu 29.4.2003 tarihli ibranamenin sahte olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasında bazı sorunlar olduğu, her ne kadar ibranamedeki imza davalıya ait ise de, davalının ilama bağlı alacağını tahsil ederken hasmı sayılabilecek davacıyı ibra etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının dosyalara yansıyan tüm belgelerdeki imzalarının isminin yada şirket kaşesinin üzerinde olmasına rağmen 29.4.2003 tarihli ” fesihname ve ibranamedir” başlıklı belgedeki imzasının isminin üzerinde olmadığı gibi kağıdın sağ alt köşesinde bulunduğu gerekçeleriyle davalı savunmasına itibar edilmiş ve davanın reddine, davalının tazminat isteminin yerinde olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 29.4.2003 tarihli “fesihname ve ibraname” başlıklı belgeden kaynaklanmaktadır. Anılan belge altındaki imzanın davalıya ait olduğu toplanan delillerle saptanmıştır. Her ne kadar davalı anılan belgenin imzanın üstündeki bölümünün sonradan doldurulduğunu ve bu nedenle geçersiz olduğunu savunmuş ise de, bu savunmasının kanıtı olarak yazılı delil sunamamıştır. HUMK.nun 290.maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler yasada belirtilenden az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.