Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/11449 E. 2007/402 K. 26.01.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11449
KARAR NO : 2007/402
KARAR TARİHİ : 26.01.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. … ile davalı vek.Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, davacının keşideci, davalının lehdarı bulunduğu, ön yüzünde 47.500 DM olarak düzenlendiği yazılı olan, arka yüzünde 22.7.1998 tarihinde 47.500 DM karşılığında alınmıştır yazısı bulunan bononun aslında 27.500 DM’lık borç için düzenlendiği, arka yüzündeki (2) rakamının yerine tahrifat sonucu (4) rakamının yazıldığını, bonoya karşılık 17.500 DM’lık de ödeme yapıldığı dolayısıyla davalıya 37.500 DM borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tesbit davasıdır.
Davalı vekili, davanın reddini ve %40’dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ceza mahkemesinde verdiği ifadede davacıya önce 27.500 DM ödediğini, bilahare 20.000 DM daha ödeyip bononun arkasındaki 27.500 DM’yi 47.500 DM olarak değiştirdiğini beyan etmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmış, davalı teklif edilen yemini eda etmiştir.Bu nedenle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun ön yüzünde miktarının 47.500 DM olarak yazılı olmasına karşın bono lehdarı davalı bono arkasındaki “27 500 DM karşılığı alınmıştır” yazısındaki (2) rakamının yerine (4) rakamını yazarak tahrif ettiği, hem lehdarın ceza davasındaki ifadesinden, hem de Adli Tıp Kurumundan alınan rapordan anlaşılmaktadır.
Davalı lehdar ceza davasındaki ifadesinde davacıya önce 27.500 DM ödediğini, bunu bononun arkasına yazdığını, bilahare 20.000 DM daha ödeme yapılınca bononun 47.500 DM için düzenlendiğinin anlaşılması için (2) rakamını , (4) rakamına çevirdiğini beyan etmiştir.
Davacı da bononun 27.500 DM’lık borc için düzenlendiği kabul ederek 17.500 DM’lık kısmının ödendiğini iddia etmiş ise de bu ödemeyi kanıtlayamamıştır.
Bu durumda başlangıçta bononun 27.500 DM için düzenlendiğinin kabulü gerekir. Davalının sonradan 20.000 DM daha ödeme yapması nedeniyle alacağın 47.500 DM’ye yükseldiği ve bu nedenle (2) rakamının (4) rakamına çevrildiği yolundaki iddiasını kanıtlamasına yönelik delilleri toplanarak, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 450.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.