Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/1356 E. 2006/9420 K. 09.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1356
KARAR NO : 2006/9420
KARAR TARİHİ : 09.10.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av…. gelmiş, davacı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine 2001/2165 esas sayılı ilamsız takip yaptığını ve takibin kesinleştiğini, oysa davalı şirkete herhangi bir borçları bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının üreticilerden “kapori” adlı bitkiyi toplayarak kendilerine sattığını, bu ticari ilişki nedeniyle ürün mevsiminden önce davacıya 35.600.000.000.TL banka havalesi yolu ile avans ödemesi yapıldığını, teslim edilen ürün miktarının 15.800.000.000.TL olduğunu, kalan 19.800.000.000.TL için ürün teslim edilmemesi üzerine icra takibi başlattıklarını ve davacının icrada borcu kabul ederek taksitlendirdiğini ve kısmi ödemede bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın, davacı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle icra dosyasındaki davacının borcu kabul beyanına itibar edilemeyeceği, havale edilen paranın avans ödemesi olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yanca 13.12.2001 tarihinde başlatılan icra takibinde ödeme emri davalıya 20.12.2001 tarihinde tebliğ edilmiş ve itiraz olunmaması üzerine icra takibi kesinleşmiştir.
Davacı borçlu icra dosyasına verdiği 19.2.2002 tarihli dilekçesi ile borcu kabul ederek 15.4.2002 tarihinden başlamak üzere borcu 6 taksitte ödemeyi taahhüt etmiş ve bu çerçevede davalının da kabulünde olduğu üzere 3.000 USA doları ödemede bulunmuştur.
Diğer yandan davalının savunmasında belirttiği havaleler 29.6.2001 ile 20.7.2001 tarihleri arasında 4 seferde olmak üzere toplam 35.600 .000.000.TL ‘dır.
Davacının imzasını taşıyan ve inkar edilmeyen “kapori” teslimine ilişkin müstahsil makbuzları ise havalelerden sonra 4.8.2001 tarihli olup 15.800.000.000.TL ürünün davalıya teslim olunduğunu göstermektedir. Müstahsil makbuzlarında ürün bedelinin teslim anında alındığına dair bir şerh bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan deliller, davacının icradaki borcu kabul beyanı ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde dava konusu havalelerin bir borcun tediyesine yönelik olarak değil satın alınacak ürünün avansı olarak verildiğinin kabulünü gerektirir. Hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazlı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 450.00.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan. alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.