Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/267 E. 2006/3105 K. 27.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/267
KARAR NO : 2006/3105
KARAR TARİHİ : 27.03.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalının başlattığı icra takibine konu Genel Kredi Sözleşmesinden müştereken ve müteselsilen kefil sıfatıyla sorumlu olmadığını, kefalet limiti 1.000.000.-TL. olduğu halde, asıl borçlu gibi takibe başlanıldığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, sözleşmedeki faiz oranının % 120 olarak kararlaştırılmasına rağmen % 140 oranında faiz talebinin haksız olduğunu ileri sürerek, 5.107.290.902.-TL. üzerinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının 03.07.1998 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin müteselsil kefili olduğunu, hesap kat’ı ihtarnamesinin davacıya 26.02.1999 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 4.526.627.019.-TL. borçlu olmadığının tespitiyle, 580.663.883.-TL.lik talebinin reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekili ve katılma yolu ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı banka, kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davacının temerrüde düşürüldüğünü savunmuş, davacı ise kendisine temerrüt ihtarnamesinin tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür. Kefilin, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumluluğu ilkesi gözetildiğinde davacının temerrüde düşüp düşmediğinin belirlenmesi uyuşmazlığın çözümünde öncelikle üzerinde durulması gereken bir konudur.
Dosyaya sunulan 26.02.1999 tarihli, 1520 dosya nolu Tebligat Belgesi’nde teslim alan bölümünde “A” harfi ile başlayan bir imza bulunmaktadır. Yine örneği sunulan Tebligat Defterinin 1770. numarasında yer alan kayıttan 26.02.1999 tarihinde 1520 dosya numarası ile muhatabı … Biçimkaya (davacı) olan tebligatın oğlu Ayhan Biçimkaya’ya yapıldığı anlaşılmaktadır. Tebligatı yapan posta memuru… de yeminli beyanında bu kayıtları doğrulamaktadır. Hernekadar … ifadesinde, babası … ile aynı çatı altında oturmadığını bildirmiş ise de, mahkemece bu yönler üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır.
O halde mahkemece belirtilen yönler üzerinde durulup, ayrıntılı araştırma yapılarak, …’nın davacı ile aynı çatı altında oturduğunun saptanması durumunda tebligat belgesi arkasındaki imzanın bu şahsa ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi yolu ile araştırılması ve kefilin temerrüdüne ilişki olarak yapılacak bu araştırma ve incelemeler neticesinde uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.