Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/4103 E. 2006/7212 K. 03.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4103
KARAR NO : 2006/7212
KARAR TARİHİ : 03.07.2006

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davacı vek.Av. …gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine ve özellikle davalıların mevduatına uygulanan gecelik faiz oranlarının, davacı bankanın müzayaka halinde olması, edimler arasında açık nispetsizlik bulunması nedeniyle” gabin halinin tüm unsurlarının gerçekleştiği gözetilerek geçersiz olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak, davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 3.7.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Uyuşmazlık somut olay bakımından gabin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, Dairemizin araştırmaya yönelik, çoğunlukla verdiği bozma kararına uyularak bu çerçevede yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gabin BK.nun 21.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ; bir sözleşmede edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde, eğer gabin zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden yararlanmak suretiyle meydana getirilmiş ise, zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir.
Görüldüğü gibi gabinin bir objektif diğeri subjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır. Olayımızda her iki koşulunda gerçekleşmediği düşünülmektedir.
Zira, ülkemizde Şubat 2001 krizi olarak bilinen dönemde sadece davacı banka değil diğer bankalar da yüksek oranlarda gerçek faiz uygulamışlardır.Faiz oranlarını bankalar kendileri belirleyip ilan etmiş, mevduat sahipleri de kendi menfaatlerine en uygun olanı seçip mevduatlarını değerlendirme yoluna gitmişlerdir. Bu durum, sözleşme serbestisi kuralına da tamamen uygundur. Belirlenen faiz oranları T.C.Merkez Bankasının denetimi altındadır.
Davacı bankanın o tarihte içinde bulunduğu durum kötü yönetilmesinin sonucu olup, mevduat sahiplerinin bilgisi dışındadır. Kısa bir süre sonra bankaya el konulacağını bile bile o bankaya para yatırmak hayatın olağan akışına uygun düşmez.
Davalıların, davacı bankanın müzayaka halinden yararlanma kasıtları bulunmamaktadır. Bu yöndeki iddia, kanıtlanmış değildir. Aynı dönemde davacı dışında yüksek faiz veren ve sonradan TMSF’ye devredilmiş olan başka bankalar da bulunduğu halde davacıdan başka bankaların gabin iddiasına dayalı davalar açtığına pek sık rastlanmamıştır.
Bankalar para alım satımı ile uğraşan güven ve itimat kurumlarıdır. TTK.nun 20.maddesi uyarınca işlerinde basiretli davranmaları asıldır. Bu kurala uygun yönetilmemeleri nedeniyle düştükleri durumdan mevduat sahiplerinin sorumlu tutulması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle somut olayda gabinden sözedilemeyeceği gibi, BK.nun 19.ve 20.maddelerinde düzenlenen ahlâka ve hukuka aykırılık hali de bulunmadığından, mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.