Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/4231 E. 2006/11491 K. 01.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4231
KARAR NO : 2006/11491
KARAR TARİHİ : 01.12.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında kontenjan sözleşmesi imzalandığı ve davalının doluluk garantisi verdiğini, buna güvenen müvekkilinin başka bir bağlantı yapmadığını terörü bahane eden davalının menfi tesbit davaları açtığını, açılan davada davalının 27.000 … markı borcu bulunduğuna karar verildiğini belirterek 27.000 DM’nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde dava dilekçesinin …’e tebliğ edildiğini müvekkilinin davalı şirket ile ilgisi olmadığını, davalı şirketin tasfiye edildiğini belirterek husumet yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Muğla Ticaret Sicil Memurluğundan verilen cevapta davalı şirketin 18.3.1997 tarihinde tasfiye edilip ticaret sicilinden terkin edildiğini tüzel kişiliği ortadan … bir şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Muğla Ticaret Sicil Memurluğu 18.4.2005 tarih 230 sayılı yazısında davalı şirketin 18.3.1997 tarihinde tasfiye tescilinin yapıldığı ve tasfiye işlemleri tamamlanan şirketin 29.7.1998 tarihinde terkin edildiği belirtilmiştir.
Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik sicilden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez. Bu nedenle davacıya uygun süre verilerek tüzel kişiliğin yeniden ihyası hakkında dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı takdirde bu davanın sonucunun beklenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.