YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5807
KARAR NO : 2007/383
KARAR TARİHİ : 25.01.2007
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacının bazı işlemlerini takip için davalılardan Av. …’na vekalet verdiğini, vekiline güvenerek ihaleye girmesi için imzalı boş bonolar keşide edip vekiline teslim ettiğini, ihaleyi 3. şahsın alması ile bonoların bedelsiz kaldığını, davacıya iade edilmeyip davalı … tarafından diğer davalı oğluna ciro edilip, oğlu adına davacı aleyhine icra takiplerine girişildiğini, Cumhuriyet Savcılığı’na suç ihbarında bulunulduğu gibi, Baro’ya da şikayette bulunulduğunu bildirerek, davalılara borçlu olunmadığının tespitine, bu istemin kabul edilmemesi halinde davacı ile davalı Ali Haydar arasında yapılan faize ilişkin anlaşmanın bu anlaşma ile ilgisi olmayan 3. bir şahsa hak bahşetmemesi nedeniyle icra takibindeki işlemiş ve işleyecek faiz oranının reeskont faizi olarak düzeltilmesine, tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ali Haydar Nurullahoğlu kendi adına asaleten diğer davalıya vekaleten cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazında bulunduğu gibi, iddianın M.K.nun 2. maddesine aykırı olduğunu, yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğini bildirip, davanın reddi ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, faiz anlaşması, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/224 Esas, 2003/314 Karar nolu dosyası Türkiye Barolar Birliği’nin tahkikat dosyası, toplanan delillere göre, icra takibine konu bonoların kambiyo senedi vasfında olduğu, bedelsizlik iddiasının HUMK.nun 288. maddesi gereği yazılı belge ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle tüm icra takip dosyalarına konu asıl alacaklara yönelik açılan davanın ve tazminat isteminin reddine, faiz anlaşmasında uygulanacak faizin hangi borca ve bonoya ilişkin olduğu hususunun yer almadığı, genel nitelikte olduğu, tarafların da tacir olmadığı, uygulanan faiz anlaşmasının yüksek olup, Hakim’in müdahale edebileceği gerekçesiyle faiz anlaşması geçersiz kılınarak, davacının bonolardaki vade tarihinden itibaren 3 ayda bir hesaplanacak % 50 faizden sorumlu olmadığının ancak vade tarihlerinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava kısmen reddedilmiş olduğu halde, reddedilen kısım yönünden (HUMK.nun madde 417) kendini vekille temsil ettiren davalı yan yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 25.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.