YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6459
KARAR NO : 2006/12367
KARAR TARİHİ : 25.12.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin meşru hamili bulunduğu 25.12.2004 tarihli ve 26.200.000.000 TL bedeli çekten dolayı alacaklı olduğunu, yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinin borçlu davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekin ciro yoluyla hamili olan davacının, keşideci müvekkiline başvuramayacağının, müvekkili ile davacı arasında temel borç ilişkisi de bulunmadığını bildirerek davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı B…… vekili, müvekkili ile davacı arasında çekten dolayı temel ilişki bulunmadığını bildirerek davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının dava dilekçesinde ciranta davalı Bora Bahadır ile aralarındaki ticari ilişkinin varlığına dayanarak ve bunu ispat ederek temel borç ilişkisini kanıtlayamadığı, keşideci olan diğer davalı hakkında sebepsiz zenginleşme iddiasında bulunmadığı gibi keşideciyi sebepsiz zenginleşmediğini ispata da davet etmediği gerekçesiyle, davanın reddine, davacının % 40 tazminattan sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çek hamili davacı tarafından keşideci ve lehtar aleyhine çek bedelinin ödenmesi için yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediği için davacı TTK ‘nun 720. maddesi gereğince kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybetmiş ise de; temel ilişkiye dayalı alacağını ispat suretiyle çeki kendisine ciro eden lehtara başvurabileceği kuşkusuzdur. Bu ilişkide çek HUMK ‘ nun 292. maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davacı, davalı … ‘ ya karşı alacağını tanık dahil her türlü delille ispat olanağına sahiptir. Bu nedenle mahkemece, davacının dayandığı ticari defter kayıtları da incelenerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının delil olarak dayandığı ticari defter kayıtları incelenmeden hüküm kurulması eksik inceleme niteliğinde olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, çeki ciro yoluyla devralan hamil ile keşideci arasında temel ilişki bulunmadığından, adı geçenin alacak talebinin TTK’ nun 644. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Her ne kadar dava dilekçesinde TTK’ nun 644. maddesine açıkça dayanılmışsa da, 04.06.1958 tarih 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi ” HUMK’ nun 74. ve 75. maddeleriyle 76. maddesi hükümleri karşılaştırılınca, hakimin bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle bağlı olmadığı ve kanunları re’ sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamakla mükellef bulunduğu sonucuna varılır. ” Bu nedenle mahkemece, davacının talebinin TTK’ nun 644. maddesine mümas olduğu kabul edilerek davalıya çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat olanağı tanınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu davalı yönünden de eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca, somut olayın özelliğine göre davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulması da kabul şekli itibariyle doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 25.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.