Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/8345 E. 2007/2393 K. 13.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8345
KARAR NO : 2007/2393
KARAR TARİHİ : 13.03.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, satıştan kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin alacağını temlik aldığını, ifa amacı ile yapılan temlikten sonra icra takibine girişilmesinin haksız olduğunu, ihtilaf konusu satış için taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmadığını, vade farkı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya yaptığı temlikin ifa uğruna temlik olduğu, davacının temlik alacağını icra takibinden ve davadan sonra (28.09.2005 tarihinde) tahsil etmesinin infaz sırasında dikkate alınması gerektiği, taraflar arasındaki 23.05.2003 tarihli yazılı sözleşmenin yalnızca 2003 yılı için yapıldığı, süreli olduğu hususunu davalı yan kanıtlayamadığı için 2004 yılında süregelen satım ilişkisi için de geçerli olduğu, bu sözleşmede kesin bir vadenin belirlenememesi nedeniyle davalı temerrüde düşürülmeden vade farkının istenemeyeceği, vade farkı faiz olmadığından takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, 200.000.00.-YTL. asıl alacak için itirazın iptali ile takibin değişen oranlarda avans faizi ile devamına, hükmolunan miktarın % 40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, 28.09.2005 tarihinde haricen ödenen 200.000.00.-YTL.nin icra memurluğunca infaz sırasında dikkate alınmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davalının temyizi yönünden;
Taraflar arasında düzenlenen “Hazır Beton Satış Protokolü” başlıklı 23.05.2003 tarihli sözleşmenin süresiz olduğu, usulüne uygun fesih de bulunmadığından dava konusu dönemi de kapsadığı yolundaki yerel mahkeme gerekçesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, temlikin değerlendirilmesine ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Şöyle ki; Davalı, dava konusu asıl alacak miktarı olan 200.000.00.-YTL. karşılığında DSİ’den olan hak ediş alacağını 23.02.2005 tarihli temlikname ile davacıya temlik etmiştir. Temlik edenin idarede istihkak alacağı bulundukça, temlik alan B.K.nun madde 169’a dayanarak temlik edene karşı istekte bulunamaz. Temlik, temlik edenin alacaklı sıfatını sona erdirip, temellük edene 3. kişideki alacak yönünden yenilik doğuran bir durumla alacaklı sıfatını kazandırır. Borçlu davalı 3. kişi durumundaki idarede bulunan hak ediş alacağını davacıya temlik etmiştir. Davacı, idarede istihkak alacağı bulundukça önceki borçluya yani
davalıya B.K.nun 169. maddesini ileri sürerek istekte bulunamaz. Böyle bir dönüş, davalının idarede istihkak alacağının bulunmamış olması koşuluna bağlıdır (T.Uygur, Borçlar Kanunu, Ankara 1990, İkinci Cilt, Sh.848-849 Yarg.4. HD.12.01.1973 T., 16178 E., 301 K. Sayılı Kararı). Dosyadaki yazışmalardan davalının idarede istihkak alacağı bulunmadığı gibi bir sonuca varılamamaktadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup, tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacının temyizi yönünden;
Dava konusu sözleşmenin 4. maddesi ve özel şartları bölümünde ödemelerin ne şekilde yapılacağı düzenlenmiş, 5. maddesinde ise belirlenen vadeyi aşan ödemelerde % 15+KDV vade farkı ödeneceği kararlaştırılmıştır. Buna göre ödeme tarihinin beton döküm tarihine göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Faturalarda irsaliye numaraları ve tarihleri yazılıdır. Bunlar araştırılarak betonun teslim ve döküm tarihi, dolayısıyla vade tarihleri saptanabilir. O halde mahkemece bu yönler araştırılarak davacıya hangi dönem için vade farkı talep ettiği açıklattırılarak talep de gözetilip, konusunda uzman bir bilirkişiden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı yararına hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.