YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8522
KARAR NO : 2007/1815
KARAR TARİHİ : 28.02.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu …’ ın kefili olduğundan bahisle, davalı bankaca müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, takip dayanağı belgelerin hiç birinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını belirterek takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, alacağın tümü üzerinden ve ipotekli takibin neticesi beklenilmeksizin müteselsil kefiller aleyhine takip yapılmasının mümkün olduğunu, sözleşmede imzası bulunan davacıya daha önce muacceliyet ihbarnamesi tebliğ edildiğini bildirerek, davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, asıl borçlunun takip tarihi itibariyle 34.930.76 YTL borçlu olduğu, bu alacağın tahsili için davalı bankaca 30.000.00 YTL ipotek karşılığında takip yapıldığı, ipotek limitinin mahsup edilmesinden sonra bakiye 4.254.75 YTL’ lik borçtan davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tarafların şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle somut olayda bankanın takibe girişmekte kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının 21.09.1998 tarihli Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesini 10.000.000.000 TL limitle kefil olarak imzaladığı çekişmesizdir.
B.K.’ nun 487. maddesi ” Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhta etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.” hükmünü içermektedir.
Kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumludur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle borcun kefalet limitinin üzerinde olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davacının 10.000.000.000 TL kefalet limiti ve kendi temerrüdünden sorumlu olacağı gözetilmeden ipotek limiti düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.