YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9267
KARAR NO : 2007/745
KARAR TARİHİ : 01.02.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında on yıla yakın süre mal alışverişi olduğu halde iki yıldır mal alışverişi olmadığını, 31.12.2000 tarihli hesap mutabakatındaki borcun 23.01- 24.01.2001 tarihli dekontlarla ödenmesiyle davalıya borçları kalmadığını, davalı lehine tesis edilen ipoteklerin fekki isteminin 29.500.000.000 TL borç bulunduğundan bahisle kabul edilmediğini, davalının bu tutar alacaklı olduğunu belirtip iki taşınmaz dışında ipoteklerin fek edilebileceğini, bunun için de aynı tutarlı bono verilmesini istediğini borca itiraz edilince hesabı tekrar kontrol ederiz denildiğinden, davalıya 15.3- 15.5- 15.7- 15.9-15.11- 15.12.2002 tarihli, toplam 29.500.000.000 TL tutarlı, (5) adet bononun teminat olarak verildiğini ipoteklerin fekki aşamasında teminat olarak alınan bonoların iade edilmeyip icra takibine konu edileceğinin ifade edildiğini belirterek bonolarla ilgili olarak borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan anlaşma gereği çıkarılan sirkülere göre davacının uzun süre mal aldığını, kredili aldığı mallara teminat olmak üzere ipotek verdiğini, mal bedellerinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle sirküler gereği mal bedellerinden ayrıca finasman masrafları iştirak payı işletildiğini, davacı ile 2002 yılında yapılan görüşmede 87.689.167.515 TL finansman masrafları iştirak payının 29.500.000.000 TL’ ye indirilmesi hususunda anlaşmaya varılıp, davacının davaya konu bonoları vadesinde ödenmek üzere verdiğini, mutabakata göre tanzim edilen 13.02.2002 tarihli faturanın iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edildiğini, itiraza uğramadığı, itiraza uğramadığı, mutabakat tarihinden önce davacının 07.01.2002 tarihli faksında finansman borcuna karşılık 25.000.000.000 TL ödeyebileceğini belirttiği gibi ipoteklerin fekkini de istediğini, müvekkilinin borcun 29.500.000.000 TL olarak ödenmesini kabulle bonoları aldığını, teminat olarak alınan ipoteklerin fek edilmediğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu bonolarla girişilen icra takibinin kambiyo senedi vasfını taşımadıklarından iptaline ilişkin Ankara 3. İcra Hukuk Hakimliği’ nin kesinleşen kararı karşısında davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının davaya sebebiyet vermiş olmasına göre davacı yararına maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, bonolar nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Her ne kadar İcra Mahkemesince bu bonolara dayanılarak girişilen ” Kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi ” nin iptaline karar verilmiş ise de, tanzim tarihi bulunmaması nedeniyle bono vasfında sayılmayan senetlerden dolayı borçlu bulunulup, bulunulmadığı hususu mahkemece tartışılıp irdelenerek esas hakkında uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle davanın konusuz kaldığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine 01.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.