Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/10551 E. 2008/7526 K. 07.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10551
KARAR NO : 2008/7526
KARAR TARİHİ : 07.07.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı alacak- menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı- karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, asıl davada, taraflar arasında 1996-2000 yılları arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin davalıya toptan kumaş sattığını, taraflar arasındaki ticari işlemler fazlalaşınca ve cari hesap artınca TL üzerinden olan alacak uzun zaman diliminde ödenebileceği nedeniyle müvekkilinin mağdur olmaması için USD cinsinden alacağa çevrilerek müvekkiline 30.08.2001 tarihli 30.308 USD, 10.10.2001 tarihli 12.170 USD ve tarihsiz 10.000 USD bedelli senetlerin verildiğini, bu senetlerden 30.308 USD ve 12.170 USD bedelli olanların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine takip başlattıklarını, davalının Tetkik Mercii Hakimliği’ne başvurması sonucu 30.308 USD’lik senede ilişkin takibin keşide yeri yazmadığından bahisle iptal edildiğini, bu nedenle alacak davası açmak zorunda kaldıklarını belirterek 30.308 USD’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının senetler karşılığında teslim etmesi gereken kumaşları teslim etmediğini, davacının mal teslimini kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin tacir olmaması nedeniyle delil olarak davacının ticari defterlerine dayandıklarını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Birleşen davanın davacısı … vekili, müvekkilinin davalıdan kumaş almak amacıyla 30.308 USD ve 12.170 USD bedelli senetleri verdiğini, davalının mal vermediği halde senetleri takibe koyduğunu, açtıkları dava sonunda 30.308 USD’lik senedin iptal edildiğini, ancak 12.170 USD’lik senet yönünden ise bu davayı açmak durumunda kaldıklarını, delil olarak davalı defterlerine dayandıklarını belirterek 10.10.2001 vadeli 12.170 USD bedelli senet nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davanın davalısı … vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 1996 yılından beri sürdüğünü, davacıya toptan kumaş verdiklerini, dava konusu senedin müvekkilinden yıllardır alınan kumaş bedellerinden dolayı ödenmeyen borçlara ilişkin olarak düzenlenen senetlerden olduğunu, davacının davasını ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, her iki davaya konu senette “nakden” ibaresinin yazılı olduğu, taraflarca senetlerin mal karşılığı verildiğinin kabul edildiği, böylelikle her iki tarafın senetleri talil ettikleri, bu durumda senetlerin nakden değil de malen düzenlendiğinin lehtar tarafından yani asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı … tarafından ispatlanması gerektiği, ancak adı geçen tarafça mal tesliminin kanıtlanamadığı, hatırlatılmasına rağmen yemin teklif hakkının da kullanılmadığı gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 10.10.2001 vadeli 12.170 USD bedelli bono nedeniyle davacı …’un davalı …’ya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı … vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacı, keşide yeri bulunmadığı için kambiyo senedi niteliğinde olmayan belgeye dayanarak alacak talebinde bulunmuştur. Keşide yeri bulunmayan bu senet, kambiyo senedi niteliğinde değilse de borç ikrarını havi adi senet hükmündedir. Davacı, bu senedin davalıya sattığı mal bedeline karşılık düzenlendiğini iddia etmiş, davalı ise davacıya mal sipariş edip bu senedi imzaladığını, ancak sipariş ettiği mallar kendisine gönderilmediğinden senedin bedelsiz kaldığını savunmuştur. Kural olarak, aslolan peşin satış olup, B.K. 182/2. maddesi uyarınca aksine adet yada sözleşme mevcut değil ise satıcı ve alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler. Somut olayda davalı bu kuralın aksini savunduğuna ve senedin sipariş edilen mallara karşılık avans olarak verildiğini belirttiğine ve davacı ise imzası inkar edilmeyen adi senet hükmündeki yazılı belgeye dayandığına göre, bu durumun aksini savunan davalının HUMK.’nun 290. maddesi uyarınca savunmasını yazılı delille kanıtlamakla yükümlü olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece asıl davada ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülmüş olması bozmayı gerektirmiştir.
Birleştirilen menfi tespit davasında ise davacı, dava konusu kambiyo senedini davalıya sipariş olarak verdiği mallara karşılık olarak düzenlediğini, ancak sipariş ettiği malların kendisine teslim edilmemesi nedeniyle karşılıksız kaldığını iddia etmiş, birleşen davanın davalısı ise dava konusu senedin davacıya satıp teslim ettiği malların bedeline karşılık kendisine verildiğini savunmuştur. Senedin ihdas nedeni bölümünde “nakden” kaydı bulunmasına rağmen her iki taraf senedin malen düzenlendiği konusunda birleşmişlerdir. Bu durumda ortada çift taraflı talil bulunduğundan ispat külfeti, bu senedin sipariş edilen mallara karşılık avans olarak verildiğini iddia eden ve az önce değinilen satışla ilgili kuralların aksini ileri süren davacıdadır. Mahkemece birleştirilen dava yönünden de ispat külfetinin belirlenmesinde hata yapılması diğer bir bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.