Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/11276 E. 2008/7090 K. 26.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11276
KARAR NO : 2008/7090
KARAR TARİHİ : 26.06.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankaya 11.000.000.000.TL borcu için bu miktarın çok üzerinde ipotek verdiğini davalı bankaca müvekkili aleyhine hem ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile hem de ilamsız takibe geçtiğini, bu takipler devam ederken müvekkilinin davalıdan hiçbir kredi almadığı halde teminat olarak verdiği 20.000.000.000.TL bedelli çekin iadesini talep ettiklerini ancak davalı bankanın çeki iade yerine takibe koyduğunu bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek bu çek nedeni ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili tarafından davacı şirket yetkilisi …..’a Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredi hesapları açıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine de ipoteğin paraya çevrilmesi, ilamsız ve rehinli menkullerin paraya çevrilmesi yolu ile olmak üzere (3) ayrı takibe geçildiğini, bu kredi ilişkisi nedeniyle davacı şirket tarafından keşide edilen dava konusu çekin, kredi borcundan mahsup edilmek üzere şirket yetkilisi … tarafından ciro edilerek müvekkili bankaya teslim edildiğini ve çekin karşılıksız çıkması üzerine de,dava konusu takibe girişildiğini, çekin teminat amaçlı olmadığını, bu kredi borcuna mahsuben verildiğini öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı şirket ile davalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, taraflar arasındaki tek borç ilişkisinin davacı şirket tarafından keşide edilen dava konusu çek olduğu, çekin hangi amaçla davalı bankaya verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı senet arkasındaki beyaz cirolarda açıkça bir meşruhat bulunmadıkça, cironun temlik cirosu olarak kabulünün gerektiği, cironun tahsil cirosu olarak kabulü için bu hususun senet üzerinde açıkça belirtilmesi gerektiği, muhatap bankaya cironun makbuz hükmünde olup, çekteki hakkın davalı bankaya intikalinin söz konusu olmadığı ve davalı bankanın davacıdan olan alacağını senet dışındaki belgelerle de ispat etmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan alacaklı olmayıp, dava dışı …’dan kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı şirket ortağı ve yetkilisi dava dışı …’ın davalı bankaya kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu olduğu ve bu nedenle hakkında icra takipleri yapıldığı dosya içeriğinden ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır. Dava ve takip dayanağı hamiline yazılı çekin adı geçen dava dışı ….’ın cirosu ile davalı bankaya verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece dava konusu çekin dava dışı …..’ın kredi borcuna karşılık davalı bankaya verildiğinin kabulü ile davacının da keşideci sıfatı ile çekten sorumlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.