Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/11601 E. 2008/5421 K. 16.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11601
KARAR NO : 2008/5421
KARAR TARİHİ : 16.05.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı şirket müdürü … ile vek.Av…. ve davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davalı ile davacı arasında davalının pazarladığı süt ürünlerinin satılması konusunda 30.4.2003 tarihinde sözleşme imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı vekili, müvekkilinin sözleşme hükümlerine güvenerek yatırımlar yaptığını … ve çevresinde tanınır hale geldiğini ancak davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranarak … ve çevresinde satış yapmak üzere başka şirketlere de yetki verdiğini müvekkilinin pazar payını daralttığını, …’in açtığı ihaleyi müvekkilinin kazandığını, 10.000 adet 1/2 poşet sütü veren davalının 80.00 adet 1/2 poşet sütü üretiminden kaldırdığını belirterek ürünü teslim etmediğini müvekkilinin ticari itibar ve saygınlığının kaybolduğunu, … Belediyesi … … … Komutanlığının ihalelerinde teslim edilen sütlerin ayıplı çıktığını ve müvekkilinin ihalelere katılmaktan yasaklandığını belirterek fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere 50.000.000.000.TL maddi, 50.000.000.000.TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının müvekkilinin bilgisi dışında ihalelere girdiğini müvekkilinin pazarlamadığı ürünleri ihalede üstlendiğini, … Belediyesince verilen sütlerin iade edilmesinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını ihaleden yasaklı hale gelmesinde müvekkilinin bir sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları sonucu kazanılmış ihaleler nedeniyle teslim edilemeyen ürünler dikkate alınarak, davacının maddi zararı hesaplanmış ise de; geleceğe dönük farazi zarar, kâr durumunun ve ileride davacının gerçekleşecek imkanlarının da göz önünde tutulmasının zorunlu olduğu, bu nedenle BK.nun 42.maddesi dikkate alınarak hakkaniyet kuralı gereği 40.000.00 YTL maddi tazminata ve davalının taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle davacının güvenirliliğinin sarsıldığını, ihalelere girmekten yasaklı hale geldiğini, bu nedenle de manevi kayba uğradığından 40.000.00 YTL’de manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalının sözleşmeye aykırı davranarak fabrika, ulusal marketler ve zincir mağazaları dışındaki yerlere de satış yaparak ve resmi ihalelerde de ayıplı mal teslim ederek ya da ihale konusu malı vermeyerek davacıyı zarara uğrattığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının uğradığı maddi zararın 23.017.252.723.TL olduğu belirlenmesine rağmen, bilirkişi raporuna itibar etmeyen mahkemenin yeni bir bilirkişi kurulundan rapor almadan yazılı olduğu şekilde 40.000.00 YTL maddi tazminata hükmetmesi isabetsizdir. Öte yandan davalının eylemi sonucu davacının ihalelere girmekten yasaklandığı ve ticari itibarının zedelendiği dikkate alındığında davacı yararına manevi tazminatın hükmedilmesi doğru ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yaranına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 550.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine , peşin harcın istek halinde iadesine, bozmada oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile 16.5.2008 gününde karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-
Dava, sözleşme şartlarının ihlal olunmasına göre maddi ve manevi giderim istemine ilişkindir.
Sayın çoğunluğun görüşüne göre manevi tazminatın tayin ve takdirine dair bozma kararına, aşağıda gösterilen esas ve kurallar gereğince karşı oyumuzdur.
Davacı dilekçesinin I.sayfa ilk bölümüne göre, 30.4.2003 günlü sözleşmeye dayalı olarak ikame edilen maddi ve manevi giderim işi ile “TTK 58.maddesine göre haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibari, ticari işletmenin veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimsenin kusuru varsa zarar ve ziyanının tazminini TTK 58/d ve BK.nun 49.maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa tazminat verilmesini isteyebileceğini”,

Dava dilekçesinin 2 sayfa 6.bölüm 4. başlık ile de “satıştan kaçınma yasağına aykırı hareket etmiş, sözleşmeden doğan borç ilişkisinin davalı tarafa yüklediği edim borcu yerine getirilmemiş bu sebeple ürünlerin teslimi yapılamamış olup, davacı şirketin ticari itibari ve saygınlığının kaybolduğunu,”
Aynı sayfanın 5. bölümünde “ sütün analizi neticesinde sütler red edilmiştir. Görüldüğü üzere davalı şirket açıkça ayıba karşı tekeffül borcuna aykırı davrandığını ve müvekkili şirketin gerek yaptığı masraflar gerekse ticari itibarının zedelenmesi sebebiyle maddi ve manevi zarar gördüğünü,”
Dilekçenin 3.sayfa 6.bölümünde “Taahhüt edilen 30.000 Lt süt’ün … … … Grup Komutanlığına teslim edildiğini, geri kalan 6.000 Kg süt ise, davalının araçlarıyla 4 defa alınıp değiştirilmesine rağmen, analizlerle gıda tüzüğüne aykırı bulunduğu için red olunduğunu, davalının ürünlerinin sözleşme ve ihale şartlarına uymaması sebebiyle müvekkilinin ihale hükümleri gereğince taahhüt ettiği edim borcunu yerine getiremediğini, bu nedenle müvekkiline ilişkin ihale ile ilgili olarak yapılan sözleşmenin ihale sebebiyle yatrılan kesin teminat mektubunun hazineye irad kaydedilmesinin istendiğini, bu yazı nedeniyle müvekkili tarafından yatırılan kesin teminat mektubunun hazineye irad olarak kaydedildiğini, ayrıca müvekkili aleyhine sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi sebebiyle … … Grup Komutanlığı tarafından 15.6.2004 tarihinde MSB’ na hitaben ihaleye katılmaktan yasaklanması için gerekli işlemlerin yapılması adına yazı gönderildiğini, MSB tarafından davalıdan temin edilen süt ürünlerinin … Kalite Yönetim Başkanlığınca yapılan laborutuar muayenesi neticesinde yağsız, kuru miktarının şartnameye göre en az %8,5 olması gerekirken %8,21 olması nedeniyle müvekkili şirketin 5.7.2004 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle kamu ihalelerinden yasaklanmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin kamu ihale kurumuna ilişkin kararının internet sitesinde yasaklılar listesinde yayımlandığını, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 1 yıl süreyle ihaleye katılamayacak olan müvekkilinin iç piyasada … yapamaz duruma geldiğini, ağır maddi ve manevi zararla karşılaştığını”
Belirtmiştir.
Dava dilekçesine göre manevi giderim istemi, başka firmalara süt satışının yapılmasını, sütlerin ayıplı olmasını ve bu haliyle ihale makamına verilmesini ve iade edilmesini, davalının sözleşmede belirtilen miktarda süt vermemesine, sütün temin edileceğini … edilmesine rağmen ihale makamına yeterince süt verilmediğinden feshedilen ihale sonucu yasaklı hale getirilmiş olmasına dayanan maddi olgulardan kaynaklandığı görülmektedir.
Mahkemece manevi giderimin tayininde “ taahhüt edilen ürünlerin davalının davranışları sonucu ilgili yerlere vermemekten dolayı ticari itibarın sarsılması, ihalelere girmekten yasaklanmasının da şeref ve onurunu kırdığı nazara alınarak bir miktar da manevi tazminata karar verilmesi gerektiği” gerekçesine dayandırılmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle;manevi giderimin tayin edilip edilemeyeceği hususunun belirlenmesi için önce taraflar arasındaki sözleşmenin daha sonra da davacı ile dava dışı ihale makamının ihale şartlarının belirlenmesi gerekmektedir.
1-a) Davacı ile davalı arasındaki sözleşme 30.4.2003 günlü olup,”satıcının pazarladığı süt mamullerinin satılması, konusunda taraflar aşağıdaki belirtilen şartlarda anlaştıkları” şeklindedir.
b) İhale makamı dava dışı kurum ile davacı arasındaki sözleşmeye göre “yağsız, kuru madde miktarının teknik şartnameye göre en az %8,5 olması gerekirken, %8,21 olduğu tesbit edildiğinden red olunmuş ve firmanın 1 yıl süre ile M.S.B.ca bir yıl süre ile kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmıştır”
Şeklinde taahhüdün ihlali ile belirtilen sonucun doğduğu görülmektedir.
Bu durumda; öncelikle incelenmesi gereken husus şu olmalıdır. Davalı, davacının ihale makamına vermeyi taahhüt ettiği süt için değerler yönünden oluşan bir kefaleti veya taahhüdü varmıdır?
Toplanan delillere göre böyle bir sonucun doğmasını gerektiren maddi bir delil yoktur.
c) Sözleşme tarafların bağlı oldukları kuralların dışına çıkmak suretiyle taahhüt olunmayan bir edimin yerine getirilmesini akit taraf için olamayacağı ve ihale makamının istediği süt ve değeri için ancak ve yalnız ihale yükümlüsünün sorumlu olacağına göre sonucunun ihale şartnamesinin neticelerini davalı yönünden de bağlayıcı olması düşünülemeyecektir.
d) Davalının davacıya münhasır lisans hakkının tanınmasına ilişkin sözleşmede açık bir hükümde olmadığından davalının başka firmalara süt vermesi ticari hayatın doğal bir sonucudur.
e) Davalının verdiği sütün yağsız, kuru madde oranının değişik olmasının gıda maddeleri tüzüğü kapsamında incelenerek halkın sağlığına aykırı olup olmadığı hususundaki değerlendirme mahkemece yapılmamış ve manevi giderimi tayin ederken bunun gerekçesini de açıklamamıştır.
2-a) Manevi giderimin hangi hallerde tayin ve takdir olunacağı BK.nun 49.madde hükmü ile belirlenmiş olması sebebiyle iki ayrı incelemeyi de bu yönden yapmak gerekmektedir.
Manevi giderimin BK.nun 49.maddesinden kaynaklandığı ve temel düşüncenin “kişilik haklarına yapılmış saldırı sonucunda ortaya çıkan ruhsal çöküntü ve duyulan manevi acıların dindirilmesi, başka bir deyişle, saldırı ile ortaya çıkan değişikliği ortadan kaldırmak, saldırıdan önceki duruma gelmesini sağlamak ana düşüncedir. BK.nun 49/1.maddesi uyarınca manevi giderimin istenebilmesi için, kişisel varlıklara ağır bir saldırının olması ve kusurun da ağır olması gerekmektedir. Somut olaya göre ağır bir saldırının olmadığı ve ihale yasaklanmaktan doğan eylemin davalıdan kaynaklanmadığı da sabittir.

Ağır bir kusurun varlığı ise subut bulmamaktadır. (Y.11.H.D 24.9.1981 T, 4831 E/ 16005K)
b) TMK’nun 24 ve 25.maddelerinde koruma altına alınan ve BK.49.maddesinde de kişilik haklarının saldırıya uğraması durumunda uygulanacak yaptırımın belirlendiği açıktır. Davacının kişilik haklarının ihlaline sebebiyet verilmesi hadisesinin sözleşme hükümlerinin ihlalinden doğduğu iddiasına göre de manevi giderimin tayinin gerekmediği açıktır. (HGK 7.3.2007 T, 4-98/110 K.)
c) BK’nun 49.madde hükmünün somut olayda değerlendirilmesinde aynı yasanın 44.maddesinin tatbiki dahi gerekmemektedir. (a.g.İçtihat. 110.K)
d) Alım ve satım akdine göre sütlerin satın alınması sebebiyle davacının önce kendisinden beklenilen ihtimamı ve gayreti göstermesi, muayene ve ihbar keyfiyetini yerine getirmesi ve sütlerin ihale makamına teslimine karar vermesi ve bunların yapılması neticesinde ayrı bir gizli ayıbın bulunması halinde sorumluluk belli oranda satıcıya ait olması sonucunun doğmasını sağlayacaktır.Oysa. somut olayda bu husus iddia olunmadığı gibi, mevcut bir delillin bulunmadığı da açıktır.
e) Mala verilen zararlara göre manevi giderimin de gerekmemesine göre ( Y.4.H.D’nın 20.05.2002 T, 1694/6092 K) manevi giderim talebinin reddi gerekecektir. Yasalarımızda manevi gideriminin verilebilmesi için gerekli olguların sınırlı olduğunu kabul etmek gerektiği açıktır. Salt sözleşmeye aykırılığın manevi tazminatın tayini için de yeterli olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. (Y.15.HD.6.12.1995 T, 2198-5337 K.)
f)Davacının ihaleden yasaklanmasının, davalının sözleşmeye aykırılığı sebebiyle oluşup olmadığı üzerinde de durulmalı, sözleşmeye aykırılığını nelerden ibaret olduğu, oluş ve kabule göre değerlendirilmelidir.(Y.13.HD.4.4.2001 T, 2256-3683 K)
Yukarıdaki açıklamalar karşısında manevi giderimin oluş ve kabule göre tayin ve takdirinin gerektiği hususundaki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.