YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11783
KARAR NO : 2008/344
KARAR TARİHİ : 24.01.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına itiraz davasının incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, 15.000. YTL bedelli çeke istinaden keşideci şirket ile lehtar ve cirantaya karşı ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden keşideci vekili, … Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından söz konusu çek hakkında ödeme yasağına ve yapılacak icra takiplerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, tedbirin kaldırılması talebinin de reddedildiğini, alacaklının da iyiniyetli 3. kişi olmadığını, yetkili mahkemenin Aydın Mahkemesi olduğunu, ciro silsilesinin hukuka uygun olmadığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, itirazların İİK’nın 265’nci maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden olmaması nedeniyle ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili kararı temyiz etmiştir.
1-Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388’inci maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Bu maddenin III. bendi uyarınca, “İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” karar içeriğinde yer almalıdır. Gerekçe, kararının denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından da önemli bir işlev görür. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen, mahkemece ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin kararda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 388,III hükmündeki hususları yazmaması usul ve yasaya aykırıdır.
2- İİK’nın 265’nci maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden birisi de “mahkemenin yetkisine” itirazdır. İhtiyati hacizde hangi mahkemenin yetkili olduğunun İcra ve İflâs Kanunu’nun 258’nci maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 50’nci maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir. Anılan maddenin birinci fıkrası “Para veya teminat borcu için takip
hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümleri (HUMK.nun 9-27) kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” hükmünü haiz bulunduğundan, bu hususta Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin kurallarının göz önünde bulundurulması gerekir. Alacaklı tarafça talebe dayanak yapılan ve çek vasfını haiz bulunan senette keşide yeri ve keşidecinin adresi Aydın’dır. Muhatap banka da Aydın şubesidir. Haklarında ihtiyati haciz kararı verilen lehtar ve cirantanın adresleri ise…’dır.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan kanun hükümleri uyarınca, borçlu vekilinin yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, İİK’nın 265’nci maddesinde sayılan nedenlerden olmadığı belirtilerek itirazın reddedilmesi uygun görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.