YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12128
KARAR NO : 2008/7410
KARAR TARİHİ : 03.07.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl alacağa yönelik konusuz kalan davanın reddine inkar tazminatı talebinin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı … ile akdettiği kira sözleşmesi uyarınca kiralayan …’a teminat amacı ile 10.000 USD ödeme yapıldığını, taşınmazın diğer davalı bankaya satıldığını ve kira ilişkisinin banka ile yürütüldüğünü, fesih nedeniyle mecurun 15.10.2001 tarihinde tahliye edildiğini, teminatın iadesi için keşide edilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davalıların halef selef olması nedeniyle müvekkili şirkete karşı müştereken sorumlu olduklarını, alacaklarının tahsili için girişilen icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili cevabında, davacı ile malik …’ın yaptığı kira kontratının 19.maddesinde belirtilen 10.000 USD’nin tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen kiralayan tarafından bankalarına verilmediğini, bu nedenle müvekkili bankanın davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, ayrıca dava tarihinde mecurun 3.kişilere bankaca satıldığından husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevabında, müvekkilinin kira sözleşmesine konu olan taşınmazı tapu ile hissedar olan malikleri adına ve onlara vekaleten kira sözleşmesini imzaladığını,kiralayan sıfatı olmadığından taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle kendisine husumet tevcih edilemeyeceğini, bir an için kiralayan olduğu kabul edilse dahi kira sözleşmesine konu olan taşınmazın sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem içinde diğer davalı bankaya satılarak devredildiğini, bu nedenle müvekkilinin kiralayan sıfatının taşınmazın devri ile birlikte sona erdiğini, kira sözleşmesinin kiracı tarafından yeni malik ile sürdürüldüğünü ve kira bedellerini yeni malike ödemeye başladığını, sözleşmenin feshi hususunda irade açıklamasında bulunmayan yeni malik kira sözleşmesinde kanunen eskisinin yerini alır ve sözleşmeyi yüklenmiş sayılır, böylece kira sözleşmesi kendisinden doğacak bütün alacak ve borçları ile birlikte yeni malike devredilmiş olup, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacı ile davalı … arasında yapılan kira sözleşmesinin 19.maddesi uyarınca 10.000 USD depozitonun alındığında , mecurun tahliye edilmiş olduğu ve mecur satıldıktan sonra da kira ilişkisinin bir süre devam ettiğinde herhangi bir çekişme olmadığı, depozito bedelinin tamamının veya bir kısmının … tarafından alındığı, iadenin de alınan meblağlar uyarınca tüm hissedarlara payları oranında ait olacağı yönünde ne kira sözleşmesinde ne icra dosyasında ne de başkaca herhangi bir şekilde açıklamanın ve itirazın mevcut olmadığı ve dolayısıyla da 10.000 USD’yi kiracının davalı …’a bizzat teslim etmiş olması nedeniyle ondan talep etmesi ve herkesin payları oranında ödeme konusunun kendi iç ilişkileri olduğu, davacıyı bağlayan bir durum olmadığı, sonuçta da hissedarların kendi aralarında toplanarak depozitonun tamamını davacıya ait hesaba yatırdıkları, icra takibinden önce de bunu yapmalarını engelleyen herhangi bir durumun mevcut olmadığı, bu nedenle davalının icra takibine yönelik itirazının haklı olmadığı asıl alacak ödenmekle davanın konusunun kalmadığı, bankanın bir itimat ve itibar müessesesi olması, TTK.nun 20.maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunması ve söz konusu satın aldığı taşınmazda mevcut olan kiracı ile yeni bir kira sözleşmesi yapması veya önceki kira sözleşmesinin devam ettirilmesi konusunda şüpheli, karanlık nokta bırakmayacak şekilde kiracı açısından mevcut durumu açıklığa kavuşturmasının zorunlu olduğu, davalı bankanın mevcut kiracı ile yeni bir kira sözleşmesi yapmadığı bu durumun davacı açısından mevcut kira sözleşmesinin aynen devam ettiği hususunda haklı bir güvenin ve kanaatin oluşmasına neden olduğu, dolayısıyla da davalı bankanın 13.6.2002 tarihli dilekçesinde yer alan “kira sözleşmesinin 19.maddesinde belirtilen 10.000 USD’nin yaptığımız tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen kiralayan işbu şahıs tarafından bankamıza verilmemiştir”, şeklindeki açık beyanı söz konusu kira sözleşmesinin davalı banka tarafından da aynen benimsediği gösterdiği, bu nedenle de davalı … tarafından yapılan sözleşmeyi aynen benimseyen banka ile … arasındaki 10.000 USD teminat depozitosunun bankaya verilmemiş olması kendi aralarındaki iç ilişkiyi ve meseleyi teşkil ettiği ve kiracı açısından her iki davalının halefiyet ilkesi gereği müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinden davalı bankanın da sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl alacağa yönelik davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan davanın reddine, alacak likit olup, yargılama süresi içerisinde asıl alacak ödendiğinden, davalıların takibe itirazları haksız olduğundan İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca ödeme tarihindeki kur üzerinden asıl alacağın %40’ı oranında davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İcra inkar tazminatına Türk Lirası üzerinden hükmedilmelidir. Bu nedenle yabancı para alacağının takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı bulunmak suretiyle bu miktar üzerinden icra inkar tazminatının tayin ve takdiri gerekir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddi ile, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.