Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/1724 E. 2007/5970 K. 08.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1724
KARAR NO : 2007/5970
KARAR TARİHİ : 08.06.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacılar vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibe konu bonoda keşideci olarak görülen … …’ın aynı zamanda lehtar ve ciranta konumunda olup, bononun diğer davacıya, ondan da müvekkiline ciro edildiğini, bononun kuruluş şeklinin sakatlığından dolayı … …’ın borcu bulunmadığını, bononun süresinde protesto edilmediğini, davalının vade tarihinden sonra bonoyu devraldığını ve bu devrin alacağın temliki hükmünde olduğunu, … … ciranta olarak da sorumlu olmadığını, alacaklının başvuru hakkının düştüğünü iddia ederek borçlu olmadıklarının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevabında, davacı … …’ın bononun hem lehtarı hem borçlusu ve hemde kendisi ile borçlu şirketin ortağı ve imza yetkilisi olarak bonoyu tanzim edip, imzalayan kişi olup, bir usulsüzlük söz konusu olmadığını, senetteki imzaya itiraz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre bononun ciro yoluyla davalıya geçtiği, senetteki keşideci ile lehtarın aynı olmasının senedi geçersiz kılmadığı, davacıların senetteki imzalarını inkar etmedikleri, senet nedeniyle borçlu oldukları, protesto edilmemesinin cirantalara başvurmayı etkilediği, davacıların ise keşideci oldukları, protestoya gerek bulunmadığı, davacı yanın 13.7.2005 tarihli celsede iddiasını genişleterek takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürdüğü, tarafların aralarındaki ilişkinin şahsi ilişki olup, ticari defter ve kayıtlarda görünmediği, davalı alacağının 50.000.000.000.TL. olduğuna dair ellerinde davalının elinden sadır belge olduğunu belirtip, davalı da buna karşı koymadığından davacı yanın bu yöndeki iddiasını ispatlar delillerini sunması için süre verildiği, ancak iddiasını ispata elverişli yazılı delil sunamadığı, yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bonoda aynı kişinin hem keşideci hem de lehtar durumunda olması hukuken mümkün bulunmadığından ve bononun ödeyecek kısmında davacı … …’ın ismi altında diğer davacı şirketin kaşesi mevcut olup, anılan kişide şirketin yetkili temsilcisi olduğundan bonodaki imzaların yetkili temsilci tarafından şirketi temsilen atıldığının ve keşidecinin davacı şirket olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda bononun arkasınki ilk ciro senedin lehtarı tarafından yapılmış olduğuna göre davalının yetkili hamil olduğunda kuşku yoktur. Her ne kadar davacı şirket senedin teminat senedi olduğunu iddia etmişse de bu yöndeki iddia yazılı delille kanıtlanamamıştır. Davanın bu gerekçelerle reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddi isabetsiz ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK.’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün belirtilen gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.6 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.