YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2084
KARAR NO : 2007/6673
KARAR TARİHİ : 25.06.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.10.1996 tarihli …, 15.01.2003 tarihinde ise … imzalandığı, davalının her iki sözleşmeye de aykırı davrandığını, durumun mahkeme aracılığıyla yapılan tespit işlemiyle de saptandığını, her iki sözleşmenin de feshedildiğini, davalının … nedeniyle 195.315.170.750.-TL., … uyarınca da 65.105.390.250.-TL. cezai şart ödemesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000.000.000.-TL. cezai şart alacağının fesih tarihi olan 12.06.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmelerin matbu olarak düzenlenmiş olup, boş bırakılan kısımların sonradan davacı yanca müvekkilinin iradesine aykırı olarak doldurulduğundan, cezai şart istenemeyeceğini, 15.01.2003 tarihli sözleşmenin ise müvekkilince 08.04.2003 tarihinde feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının cezai şart talebini 22.10.1996 tarihli sözleşmenin 27. ve 15.01.2003 tarihli sözleşmenin 8. maddelerine dayandırdığı, inceleme ve değerlendirmenin bu hususlar gözetilerek yapıldığı, 22.10.1996 tarihli sözleşmenin 27. maddesindeki “150” rakamının HUMK.nun 298. maddesi anlamında çıkıntı niteliğinde olup, yanların onayını taşımadığı, bu nedenle davacının bu sözleşmenin 27. maddesindeki diğer koşullar gerçekleşse bile, cezai şart tutarının hesaplanmasının mümkün olmadığı, davacının bahse konu sözleşme nedeniyle cezai şart talebinin haklı nedenlere dayanmadığı, 15.01.2003 tarihli sözleşmenin ise davalı yanca, davacının gaz sevkiyatını kesmesi nedeniyle 08.04.2003 tarihinde feshedildiği, Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi’nce delil tespit işleminin sözleşmenin yürürlükte olmadığı 05.06.2003 tarihinde yapıldığı, sözleşmenin yürürlükte olduğu süre içerisinde davalının başka firmalardan … temin ettiği hususunun davacı yanca iddia ve ispat edilemediği, davalının sözleşmeyi feshinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı hususunun değerlendirilmesine gerek olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. B.K.nun 106/son maddesi “Bu mehil zarfında borç ifa edilmemiş bulunduğu surette alacaklı her zaman onun ifasını talep ve teahhür sebebi ile zarar ve ziyan davası ikame eylemek hakkını haizdir; bir de akdin icrasından ve teahhürü sebebiyle zarar ve ziyan talebinden vazgeçtiğini derhal beyan ederek borcun ifa edilmemesinden mütevellit zarar ve ziyanı talep veya akdi feshedebilir” şeklindedir. Dosyaya sunulan 08.04.2003 tarihli davalı tarafından çekilen ihtar, feshi içermemektedir. Söz konusu ihtar davacı yana … vermesi yönünde mehil içeren bir ihtarnamedir. O halde davalının sözleşmeyi daha önce feshettiğinin kabulü doğru değildir. Bu durumda mahkemece davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı ve davacının feshinin haklı olup olmadığı, yanlar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan açığa senet düzenlenmesi hukuk sistemimizde mümkün olup, sözleşmede boş bırakılan kısımların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden taraf bu iddiasını kesin delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.