YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2159
KARAR NO : 2007/6816
KARAR TARİHİ : 28.06.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :
Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı şirketlerin borca batık durumda bulunduğu ve sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birden çok şirketin müştereken açacakları bir dava ile iflasın ertelenmesini talep etmelerinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmaması nedeniyle müdahiller vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Müdahil … A.Ş. tarafından 17.11.2006 günü temyiz isteminde bulunulmuşsa da mahkemece müdahale talebinin yasal süre içinde yapılmadığından bahisle bu istem 20.11.2006 günlü ek kararla reddedilmiş, istem sahibi bu red kararının temyizen kaldırılarak hükmün esastan bozulmasını istemiştir. İflasın ertelenmesi taleplerinde her aşamada müdahale isteminde bulunulabileceğinden yerel mahkemenin 20.11.2006 günlü ek kararının kaldırılmasına ve bu müdahil yönünden de temyiz incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
3- a) Davacılar vekili dava dilekçesi ekinde bir takım mali tablolar sunmuş, bilirkişi heyeti de bu çerçevede borca batıklığı ve projenin ciddiliğini incelemişlerdir. Davacı yanca 01.06.2005 tarihinde borçlarını gösteren ek bir liste verilmiş, bununla davalının 9.868.961,18 YTL. ilave risk altında olduğu, bu kapsamdaki bir takım kefaletlerle teminat senetlerinin davacılardan istenebilir hale geldiği anlaşılmıştır.
Bu beyan üzerine yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu yeni mali durum karşısında iyileştirme projesinin ciddiliğinin ve inandırıcılığının ne ölçüde sürdüğü hususu değerlendirme dışında tutulmuştur. Oysa alınan ek bilirkişi raporunda ilave risklerin de iyileştirme projesi ile aşılabilecek durumda olup olmadığının ve özellikle bir kısmı grup şirketi olan bu şirketlere rücu halinde mali yapının ne şekilde oluşacağının tesbiti gerektiği halde bu yön incelenmemiştir.
b) İflasın ertelenmesinde kural olarak şirkete yeni mali kaynaklar bulunması beklenir. Alınan ikinci bilirkişi raporunda yönetim kurulu başkanına ait bir kısım taşınmazların şirkete satıldığı, ancak bu alımlar nedeniyle şirketin pasifinin artmadığı zira satış bedeli 1.811.200,-YTL.nin, adı geçenin apel borcu olan 2.992.500,-YTL.den mahsup edildiği belirtilmiştir. Bu durumda ortakların sermaye koyma taahhüdünü tam olarak yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır. Oysa iyileştirme projesinde bu hususa değinilmemesi karşısında, erteleme isteminin ciddi olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.
c) Borçlunun müracaatıyla iflasa ve bu kapsamda iflasın ertelenmesine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 178 nci maddesine göre davacı, alacaklılarının tam bir listesini mahkemeye dava dilekçesi ekinde sunmalıdır. Somut olayda böyle bir liste sunulmamış, yargılama süreci içinde yeni borç beyanları yapılmıştır.
d) Davacılar vekilinin 01.06.2005 tarihli beyanında, grup şirketlerinden olduğu anlaşılan … AŞ. lehine 2.817.880,-YTL. tutarlı teminat senedi verildiğini ve alacaklının bu senetten doğan alacağı kendilerinden istediğini bildirmiş; davacı şirket yönetim kurulu üyesi … … ise 08.09.2006 tarihli duruşmadaki beyanında bu şirketin borca batık olmadığını ve bu şirketle aralarında alacaklılık ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Çelişki taşıyan bu iki beyana göre, davacıların borçlarının miktarının da belirsiz olduğu anlaşılmaktadır.
e) Sunulan iyileştirme projesinde ağırlıklı olarak … San. Tic. AŞ.nin iflas halinden kurtarılmasına ilişkin tedbirler öngörülmüş, diğer davacı … Paz. AŞ. hakkında ciddi bir tedbirden söz edilmemiştir. Bilirkişi incelemesinde de anılan şirket hakkında detaylı bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
f) İyileştirme projesine göre davacı şirketlerin faaliyette bulundukları fabrikayı kapatarak daha küçük bir atelyeye taşınacakları ve işin % 20’lik kısmını tekstile özgüleyecekleri belirtilmiştir. Bu durumda atelyede yapılacak üretime ilişkin siparişlerin mevcudiyeti saptanmalı ve ödenecek kira bedelinin davacı şirketlerin mali yapısına etkisi tartışılmalıdır.
g) İflasın ertelenmesi halinde alınacak ihtiyati tedbirlerin maddi hukuka ilişkin hak ve def’ileri engellememesi, üçüncü kişilerin maddi hukuka dayalı haklarını etkilememesi gerekir. Mahkemece verilen kararının hüküm kısmının 5 sayılı bendinde takas, mahsup, hapis, protesto ve temlik gibi hukuki işlem ve def’ilerin durdurulmasına dair verilen karar, kabul şekli itibariyle yukarıdaki ilkeye aykırıdır.
h) İcra ve İflas Kanunu’nun 179/b maddesinin ikinci fıkrasına göre faizlerin teminatlandırılması hakkındaki tedbirler mahkemece alınmalıdır. Bunların kayyıma bırakılması da kabul şekli itibariyle hatalıdır.
Eksik inceleme ile karar verilemez. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak bir hüküm verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle müdahil … A.Ş. vekilinin temyiz isteminin kabulüyle 20.11.2006 günlü ek kararın KALDIRILMASINA, 3 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.06.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
-K A R Ş I O Y Y A Z I S I-
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının (1) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;
Ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmaları mümkün değildir.
Burada HUMK.nun 43.maddesinin uygulama yeri bulunup, bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a)Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle (yani müteselsilen, BK. m.141-148) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez.
Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. …, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi isteminde iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Davacı şirketler ayrı tüzel kişiliklere haizdirler. Buradan hareketle her bir şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi talebinin niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir şirket için ayrı ayrı istem konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a)Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. …’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi isteminde de bulunamayacaklarının göstergesidir.
Çünkü iflasın ertelenmesi talebinin reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi isteminde bulunmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Kanun koyucu “ şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “…” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Birden fazla şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (…, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi taleplerinde de bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi isteminin reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi talebinin sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır.
Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasının açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi de birlikte istenemez.
SONUÇ : Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) numaralı bendinde gösterilen “diğer temyiz itirazlarının reddine” dair görüşlerine katılamıyorum.28.06.2007