YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2394
KARAR NO : 2007/7278
KARAR TARİHİ : 09.07.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, davalının haksız olduğu iddia edilen eyleminden dolayı davacının sözleşmeyi feshetmesine dayanarak talep edilen kar mahrumiyeti, cezai şart alacağı, manevi tazminat ile haksız rekabetin önlenmesi ve kullanılan telefonların davacıya devri talebine ilişkindir.
Davalılar vekili, sözleşmenin müvekkii açısından çekilmez hale geldiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, başka bir bayiliğin alınmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 15.000 USD karşılığı olan 22.200 YTL cezai şart miktarının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, davacının kar mahrumiyeti ve diğer tüm taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine, kefiller hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki sözleşmenin 21.maddesinde cezai şart kararlaştırılmış ve ayrıca sözleşmenin feshi halinde bayinin şirketin her türlü alacağını, zarar ve ziyanı ile kar mahrumiyetini ödemeyi de kabul ettiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece anılan sözleşme hükmü karşısında davacının cezai şart yanında ayrıca kar mahrumiyeti de isteyebileceği gözetilmeden bu yöndeki talebin reddi isabetsiz olduğu gibi, kefil olan davalılar yönünden dava dilekçesinde kefalet limitleri belirtilerek bu limitler ile sınırlı olarak talepte bulunulduğu halde, bu davalılar hakkındaki davanın reddinden dolayı talep gözetilerek kefalet limiti üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken, davacının fazla vekalet ücreti ile sorumlu tutulmuş olması da doğru değildir.
3- TTK’nun 24.maddesi uyarınca tacir sıfatına haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de, sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde, istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay’ın kararlılık kazanmış içtihatları ile kabul edilmektedir. Davalı taraf sözleşmedeki cezai şart miktarının ekonomik yönden mahvına sebep olacağı savunmasında bulunduğundan mahkemece bu savunma üzerinde durulup bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle deliler hep birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı yararına (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.