YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2439
KARAR NO : 2007/7262
KARAR TARİHİ : 09.07.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili bankaca davalı şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da müşterek borçlu-müteselsil kefil olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğnu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, kredinin vadesinin dolmadığını, sadece kefalet limiti kadar sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı şirkete kat ihtarı tebliğ edilmediği bu itibarla asıl borçlu şirketin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacı vekilinin faiz konusundaki itirazının yerinde görülmediği gerekçeleriyle davalı … .. Ltd.Şti’nin itirazının 12.942.25 YTL’lik kısmının iptaline,diğer davalıların itirazlarının 14.143.04 YTL’lik kısmının iptaline, aşan istemin reddine, temerrüt faizinin %57,60 olarak uygulanmasına, davalıların %40 oranında tazminatla sorumluluklarına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 52.maddesinde bankanın sözleşmede yazılı temerrüt faiz oranı ile bağlı olmadığı, temerrüt faiz oranının bankaca değiştirilebileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar tacir olduğundan anılan sözleşme hükmü geçerlidir.Ancak bankanın kendisine tanınan faiz artırım yetkisini MK.nun 2.maddesinde öngörülen iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanması gerekir.
Somut olayda sözleşmede belirlenen temerrüt faiz oranı %57,60 olup, davacı bankanın talep ettiği faiz oranı ise %64’tür. Oranlar arasındaki fark gözetildiğinde somut olay bakımından davacının tek taraflı faiz artırma yetkisini kötüniyetli kullandığı söylenemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan borçlunun takipten önce temerrüdünün oluşmadığı gerekçesiyle mahkemece davacının işlemiş temerrüt faizi reddedilmiştir. Oysa sözleşme hükümlerine göre hesabın kat edildiği tarihten temerrüt tarihine kadar akdi faiz yürütülmesi gerekmektedir. Somut olayda temerrüdün takiple gerçekleştiği kabul edildiğine göre kat tarihindeki borca hesabın kat’ı tarihinden takip tarihine kadar akti faiz yürütülerek takip tarihindeki toplam borç miktarı hesaplattırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönlerin gözetilmemiş olması da isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka lehine BOZULMASINA, 9.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.