Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/3503 E. 2007/5048 K. 17.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3503
KARAR NO : 2007/5048
KARAR TARİHİ : 17.05.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan satın aldığı kireçlerin kusurlu olmasından dolayı kullanıldığı yerlerde patlama, defermasyon ve dökülmeler meydana geldiğini, durumun şifahı olarak davalıya bildirilmesine rağmen sorunun giderilmediğini ve zararın karşılanmadığını, mahkeme vasıtasıyla tespit yaptırılarak rapor alındığını belirterek 2.014.85 YTL kireç bedeli ile 16.548.00 YTL uğranılan zarar toplamı 18.562.85 YTL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ayıplı olduğu iddia edilen kirecin müvekkilinden satın alındığının ispatlanması gerektiğini zararın kullanım şartlarına uyulmaması ve işçilik hatasından kaynaklanmış olabileceğini, faturalara itiraz edilmediği gibi süresinde ayıp ihbarı ve iade yapılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delilere göre, satıcının ayıba karşı tekeffülünden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin her türlü davanın BK’nun 207 maddesi gereğince teslimden itibaren 1 yıllık süre içinde açılması gerektiği, teslimin Mart 2003 te yapıldığı, davanın ise 1 yıllık süre geçtikten sonra 18.10.2005 tarihinde açıldığı, davalının cevap dilekçesini zamanaşımı yönünden usulüne uygun olarak ıslah ettiği gerekçesini zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekili davaya karşı süresinde cevap vermediğinden ıslah yoluyla zamanaşımı def’ini ileri sürmesi olanaklı değil ise de, davalı vekili davacıya 6.3.2006 tarihinde tebliğ edilen 22.2.2006 tarihli dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davacı vekili, davalı yanın zamanaşımı define karşı derhal karşı koymayarak 23.3.2006 tarihli dilekçesi ile aradan uzunca bir süre geçtikten sonra karşı koyduğundan, mahkemece, BK.’nun 207 ve TTK’nun 25/4 maddeleri gereğince davalının zamanaşımını def’i nin kabulü ile davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davalının temyiz itirazlarına gelince; dava zamanaşımı nedeniyle reddedildiğinden yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü T. uyarınca nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.