Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/4125 E. 2007/9251 K. 26.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4125
KARAR NO : 2007/9251
KARAR TARİHİ : 26.10.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı şirket yönetim kurulu başkanı ….., ile vekl.Av. … ve Av. Ahmet Toptan ile davalı vek.Av….’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan şirket yönetim kurulu başkanı ile avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında 1.4.1998 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının 1998/3 nolu …Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına ilişkin Grup Muafiyet Tebliğinin 6/b maddesinde öngörülen 2 yıllık süreden önce sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşme hükmünü davalının ihlal ettiğini ileri sürerek 250.000.000.000.TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, süreler verilip ihtar çekilmesine rağmen hisse ile ilgili değişikliklerin yapıldığını, en son 31.3.2002 tarihinde süre verildikten sonra 16.4.2002 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle iki yıllık süre aranmayacağını davacının bayi maliki yapısını davalının onayını almadan değiştirerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, ayrıca yeterli işletme sermayesi temin edemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının sermayesinin negatif olması nedeniyle davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, fesih yetkisini kullanırken objektif davrandığı, 2000/3 sayılı tebliğdeki 2 yılılk sürenin olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalının sözleşmede belirtilen herhangi bir nedene dayanarak, sözleşmeyi feshedebilecek olmasına, davacının bayi malikin yapısını sözleşme hükmüne aykırı olarak davalının onayını almadan değiştirerek sözleşmeyi ihlal etmesine, davacının feshin haksız olduğunu kanıtlayamamış olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, 26.10.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

-KARŞI OY YAZISI-
Davacı vekili, davalının taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli …ve Servis Hizmeti Sözleşmesini, Rekabet Kurumunun 1998/3 sayılı “Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyet Tebliği” ve bu tebliğde değişiklik yapılmasına ilişkin “2000/3 sayılı Tebliğ” ne aykırı davranarak 2 yıllık feshi ihbar süresini ihlal ederek haksız olarak feshettiğini, sözleşme hükümlerini ihlal eden davalının feshinin haklı bir nedene dayanmadığını belirterek uğranılan zararların tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının …Sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmesini teminen kendisine süreler verildiğini, …Sözleşmesinin Hareket Planındaki taahhütlerin yerine getirilmemesi, …Sözleşmesinin 6.1.2 (c) ve 6.1.3 hükümlerindeki fesih nedenlerinin meydana gelmiş olması ve temerrüt halinin devam etmesi nedenleriyle haklı sebeple feshedildiğini, bu nedenle iki yıllık fesih süresinin aranamayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğinden 200/3 sayılı tebliğdeki iki yıllık sürenin beklenmesine yer olmadığı, bayi şirketteki hisse devrinin fesih nedeni yapılmasının hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmeyi davacı tarafın sermayesinin sözleşmedeki şart gereği negatif seyretmesi sebebiyle haklı sebeple feshettiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere mahkeme davanın reddinde,
1-Öncelikle davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği bu nedenle Rekabet Kurumunun 200/3 sayılı tebliğindeki 2 yıllık sürenin olayda beklenmesine yer olmadığını kabul etmiştir.
Ne var ki, karar tarihi 21.12.2006’dır.
Rekabet Kurumunun “Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği” (2005/4 sayılı) 1 Ocak 2006 tarihinde dava devam ederken yürürlüğe girmiştir.
Mahkemenin dava devam ederken yürürlüğe giren ve dava konusu olayla tamamen ilgili olan bu tebliği gözardı edip önceki yapılan anlaşmaların bu tebliğe göre uyumlu hale getirilmesi gerektiğine ilişkin Geçici 3 ncü maddesi keza söz konusu tebliğin Muafiyetin Genel Koşulları başlıklı 4 ncü maddesi yine “2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere ilişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin Açıklanmasına Dair Kılavuz” hükümlerinin gözardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi bozma nedenidir.
2-Yerel Mahkemenin red kararı gerekçelerinden birisi ve sayın çoğunluğun onama kararı gerekçesi ise “davacının bayi malikinin yapısını sözleşme hükmüne aykırı olarak davalının onayını almadan değiştirerek sözleşmeyi ihlal etmesi …”nin haklı sebep oluşturduğudur.

(3)
Ancak, yukarıda bahsedilen Rekabet Kurumunun 2005/4 sayılı tebliğ ve Motorlu Taşıtlar Muafiyet Kılavuzunun 3.2.4 numaralı “Dağıtıcılığı ya da Yetkili Servisliği Devretme /Satma ” başlıklı 47 nci sorusunda da açıklandığı üzere önceki tarihli sözleşmelerdeki bu yönde konulan hükümler grup muafiyetinden yararlandırmamaktadır. Bayinin veya servisin bayilik veya servisin devrine ilişkin niyetlerini makul süre içerisinde sağlayıcıya bildirme mükellefiyeti getirilmiştir. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek eksik inceleme ile karar vermiş olması bozma nedenidir.
Kaldı ki, kabul şekli ile de somut olayda davacı bayi Maslak …ve Tic.A.Ş olup bu şirketin 3 ncü bir kişiye devri sözkonusu değildir. Olay bayi şirketin ortaklarının kendi aralarında hisse devri söz konusudur ki, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi hissesini devreden şirket ortaklarından … taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ilk başından itibaren şirketi temsil-ilzam yetkisi taşımamaktadır.Şirketi temsil -ilzam yetkisi olmayan bir şirket ortağının sahibi bulunduğu şirket hisselerini diğer şirket ortaklarına devrinin davalı tarafından fesih nedeni yapılması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu nedenin haklı fesih sebebi olarak kabulü de bozma nedenidir.
3-Mahkemenin bir başka red karar gerekçesi de davacı tarafın sermayesinin negatif seyretmesidir. Bir başka deyişle davacının işletme sermayesinin yeterli olmadığıdır.
Bu konuda alınan bilirkişi kurulu raporunun ön rapor olduğu ihtilafsızdır. Nitekim mahkemece bu nedenledir ki, 20.7.2006 tarihli celsede ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Ne var ki, bilirkişilere ek rapor alınması için dosya tevdi edildikten sonra bilirkişiler davalı vekilinin itiraz dilekçesinin HUMK.nun 78 nci maddesi hükmü gereğince bir mahkeme evrakında bulunması gereken seviyeye uygun olmadığını, bu dilekçenin değiştirilmesi aksi halde bu koşullarda rapor veremeyeceklerini bildirmişlerdir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş davalı vekiline itiraz dilekçesini düzelttirerek ara kararı doğrultusunda ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alarak davayı tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuçlandırmaktır.
Mahkeme rapor alınmasına ilişkin ara kararından vazgeçerek eksik inceleme ile karar oluşturmuştur ki, bu durum usul ve yasaya aykırıdır.
Çünkü, HUMK.nun 275.maddesine göre çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişiden görüş almalıdır.Aynı Kanunun 286.maddesi uyarınca hakim bilirkişi görüşüyle bağlı değil ise de bilirkişi raporunu yeterli görmemesi halinde özellikle olayda ek rapor alınmasına karar verdikten sonra bundan vazgeçerek bilirkişi yerine geçerek karar verilmesi de bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun mahkeme kararının onama yönündeki görüşlerine katılamıyorum.26.10.2007