Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/4141 E. 2007/7086 K. 05.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4141
KARAR NO : 2007/7086
KARAR TARİHİ : 05.07.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit- istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalı kurum senede dayalı olarak hakkında takibe geçtiğini, oysaki senetteki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek, senet nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespiti ile haciz baskısı altında ödenen bedelin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin senet borçlusu dava dışı… San. A.Ş.’ den alacaklı olduğunu, davacının senedi avalist olarak imzaladığını, davacının, adı geçen dava dışı şirketin hissedarlarından olduğu ayrıca, finans sözleşmesinin de kefili bulunduğu, davacının borcunu ödemesi hususunda müvekkili şirket ile görüşmeler yaptığını, istirdata ilişkin davacı taleplerinin İİK.’ nun 72/7. maddesi uyarınca süre yönünden reddi gerektiğini, davacının imza hususundaki iddiasının doğru olsa bile davacının senet borçlusu dava dışı şirketteki konumu dikkate alınarak senedin alındığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu senedin ön yüzünde davacının avalist olarak imzasının bulunduğu, alınan Adli Tıp raporunda, imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davacı tarafça sunulan 20.000 USD bedelli ödeme belgelerinden, ödemenin dava konusu senede ilişkin olarak yapıldığı hususunun anlaşılamadığı gerekçesi ile menfi tespite ilişkin davacı talebinin kabulüne, istirdata ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyaya sunulan protokol başlıklı belgenin üzerinde durulup, tartışılmadan mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça yapılan ödemelerin, başka borca ilişkin olduğunu savunan davalının; bu savunmasını ispat yükü altında bulunduğu gözetilmeden karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.07.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.